Bir ilişki düşün… Eskiden "Neredesin?" sorusu vardı. Cevaplar klasikti:
"Yoldayım", "Arkadaşlarla takılıyoruz", "Evdeyim ama ruhen yokum." Şimdi?
Harita açılıyor. Nokta atışı:
"Burgercinin önünde, sağ çaprazda, kola kuyruğunda." Teknoloji ilerledi, bahaneler geriledi. s Konum atmanın altın çağı:
Konum atmak ilk çıktığında masumdu.
"Kaybolma, bul beni" uygulamasıydı.
Sonra ilişkiler devreye girdi.

Bir anda konum, romantik bir jestten çok dijital bileklik haline geldi.
"Canım merak ettim, konum atsana..." (5 saniye sonra) "Neden hareket ediyorsun?" "O nokta neden 3 metre sağa kaydı?" NASA bile bu kadar hassas takip yapmıyor.
Güven meselesi mi?
İşin teorisi güzel:
"Konum atıyoruz çünkü birbirimize güveniyoruz." Ama pratikte tablo şöyle:
Güven varsa "Atmana gerek yok ya..." Güven yoksa "Atmadın mı hâlâ?" Yani konum atma çoğu zaman güvenin sonucu değil, güven açığının Wi-Fi ile kapatılmaya çalışılması.

Erkek tarafı: Haritada kaybolan ruhlar:
Erkekler için konum atma ayrı bir sınav:
"Kanka geliyorum" der.
Konum: Ev "Yoldayım" der.
Konum: Hâlâ oturuyor.
"Çıktım" der. Konum: Kapıya yeni yönelmiş...
Bir süre sonra erkek şunu öğrenir:
Konum yalan söylemez. Ama erkek denemeye devam eder.
Kadın Tarafı:
FBI + Google Maps...
Kadınlar konum işini bir üst seviyeye taşır:
Konum geldi...
Zoom yapıldı...
Sokak incelendi...
Yanındaki mekânlar analiz edildi...
"Orası kafe değil, nargileci." Bir de şu var:
"Sen soldaki mekândasın ama sağdakine daha yakın duruyorsun. Neden?" Bu noktada adam kendi hayatını da sorgulamaya başlar.
Konumun psikolojisi:
Konum atmak aslında üç şeydir: "Sana güveniyorum" demenin kısa yolu...
"Ama yine de bakıyorum" demenin uzun yolu "Ben seni biliyorum" mesajının sessiz hali...
Yani hem sevgi var içinde, hem şüphe, hem de hafif dedektiflik.
En tehlikeli cümle:
"Konum atmana gerek yok." Bu cümle iki anlama gelir:
Ya gerçekten güven vardır.
Ya da artık her şey öğrenilmiştir...
İkinci ihtimal daha korkutucu.

Sonuç:
Konum atma kültürü modern ilişkilerin ironisi:
Eskiden insanlar birbirini kaybetmekten korkardı.
Şimdi ise fazla bulmaktan yoruluyorlar.
Aşk artık kalpte değil, Google Maps'te pinlenmiş durumda.
Ve bazen en büyük özgürlük şudur:
"Konum kapalı."
BUNU BİLİYOR MUYDUN?
Fransa'da bir damat, düğün töreni sırasında "Bu evlilik olmayacak" diyerek gelinin elinden tutup koşmaya başladı. Gelin de onunla birlikte koştu. İkili, düğün salonundan çıkıp bir taksiye atladı ve kayıplara karıştı. Konuklar şaşkınlık içinde kalırken, damadın annesi "Oğlum hep böyledir, karar veremez" dedi. İkili bir hafta sonra ortaya çıktı. Damat "Evlenmek istiyorum ama törenlerden nefret ediyorum, o yüzden kaçtık" dedi. Nikah iptal olmadı, ertesi gün sade bir törenle evlendiler.
TESPİTLİ YORUM
@kadritheofansif 6 sene tıp oku, sonra tus kazan, 4 sene uzmanlık üstüne 8 sezon Dr. House izle, sonra hasta gelip "Kulağım şavlıyo" desin.
'Kulağım şavlıyo' ne dayı?

GülüYorum
@uzulemedim Seninle kavga etmek isteyen insana aşırı sakin davranmak… Bunu sadece gerçek kudurtucular yapabilir