CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

Saygının “bizim zamanımızda” şubesi

Eklenme Tarihi 21 Mayıs 2026
80'ler ve 90'lar nesli için saygı çok net bir şeydi. Hatta o kadar netti ki bazen insan saygıdan mı korkudan mı hareket ediyor, onu bile ayırt edemiyordu. Mahallede top oynarken apartmandan bir teyze kafasını çıkarıp "Çıkın ordan!" dedi mi bütün mahalle NATO alarmına geçmiş gibi dağılırdı.

Kimse "Bu alan kamusal kullanım alanı yalnız…" demezdi. Çünkü o dönem "kamusal alan" diye bir kavram yoktu. O dönem sadece "dayak yenilecek alanlar" vardı. 80'ler ve 90'larda büyüyen çocukların saygı anlayışı biraz askerî disiplin gibiydi. Eve misafir geldiğinde çocuk odadan çıkarılırdı. Çünkü çocuk dediğin dekoratif bibloydu. Gerektiğinde görünür, genelde susardı.




"Amcaya bir şiir oku bakalım." Niye? Adam kombi servisi gibi oturmuş çekirdek yiyor, ben neden sahne alıyorum? Ama okunurdu. Çünkü saygı vardı. Şimdi çocuğa "şiir oku" desen çocuk sana "Benim sınırlarımı ihlal ediyorsunuz," diyor. Adam daha ilkokul bire gitmeden kişisel gelişim uzmanı olmuş.

Eskiden büyüklerin yanında bacak bacak üstüne atmak bile riskliydi. Bir anda dizine hafif ama karakter geliştiren bir tokat inebilirdi: "Büyüklerin yanında öyle oturulmaz!" Şimdi bakıyorsun çocuk koltuğa yayılmış, babasına "Bence sen de kendini ifade etmeyi öğrenmelisin" diyor. Babada travma başladı. Çünkü adam kendi babasına yıllarca "Su isteyebilir miyim?" bile diyememiş. 90'lar nesli için saygı biraz da otomatik refleks işiydi.
Misafirlikte kola açılmadan içilmezdi. Sofraya büyük oturmadan başlanmazdı.

Otobüste teyze görünce ayağa kalkılırdı. Şimdi yeni nesil yer veriyor ama önce bir analiz yapıyor: "Bu kişi gerçekten oturmaya ihtiyaç duyuyor mu?" Kardeşim bu toplu taşıma mı, TÜBİTAK projesi mi? Bir de eski neslin meşhur cümlesi vardı: "Biz büyüklerimizin yanında bırak telefonu, nefes alamazdık." Abartma dayı, oksijen yine vardı. Ama doğru… Eski nesilde saygı biraz sessizlikti. Şimdiki nesilde ise saygı daha çok "alan tanımak" üzerinden ilerliyor.

Eskiden çocuk misafir gelince su taşırdı. Şimdi misafir gelince çocuk odasından çıkıp sadece Wi-Fi şifresini soruyor. Üstelik utanmadan bir de "5G çekmiyor mu burada?" diyor. Ev sahibi de içinden "Biz zamanında misafire kolonya tutuyorduk…" diye ağlıyor. Tabii eski nesil de tamamen masum değildi. Çünkü onların "Saygı" dediği bazı şeyler bildiğin baskıydı.


Çocuk düşüncesini söyleyince "Sen büyüklerin konuşmasına karışma" denirdi. Şimdi çocuklar o açığı fazla kapattı. Artık büyük konuşurken çocuk "Katılmıyorum" diye panel moderatörü gibi araya giriyor. Orta yol kayboldu. Eskiden baba eve gelince televizyonun sesi kısılırdı. Şimdi çocuk oyun oynarken baba sessiz giriyor: "Ranked maçtaymış rahatsız etmeyelim." Aile içinde güç dengesi değişti. 80'ler ve 90'larda saygı biraz korkuyla karışık bir sistemdi.

Şimdiki nesilde ise bazen saygı değil aşırı rahatlık var. Çocuk öğretmenine adıyla hitap ediyor. Biz öğretmenin adını bilmezdik ki… Öğretmenin adı "hocam"dı. Adamın nüfusta ne yazdığına dair hiçbir fikrimiz yoktu.


BUNU BİLİYOR MUYDUN?

30 Ekim 1938'de, yönetmen Orson Welles, Amerikan CBS radyosunda H.G. Wells'in "Dünyalar Savaşı" adlı romanını tiyatro oyunu olarak yayınlama kararı aldı. Oyun, kitabın fütüristik bir uyarlaması değil, gerçek bir haber programı formatında sunuldu. Muhabirler, gerçek bir istila olduğu izlenimi yaratarak Marslılar'ın New Jersey'de bir çiftliğe indiğini bildirdi.

Yayını duyan yaklaşık 1.7 milyon kişiden 1.2 milyonu yayının gerçek olduğuna inandı. New Jersey'de panik başladı. Aileler evlerini terk etti, hastaneler sahte yaralılarla doldu taştı. İnsanlar gaz maskesi takıp kiliselere sığındı. Olayın en ilginç yanı: Yayının başında, ortasında ve sonunda "Bu bir oyundur" uyarısı yapılmasına rağmen, dinleyicilerin çoğu bu uyarıyı kaçırdı.

TESPİTLİ YORUM

@someoneiniz + İşe neyle geliyorsun? - Travmayla...
TAKVİM UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN