Evet çok klişe. Evet çok duyduk. Ama gerçeklik? %100 nem böyle berbat bir şey çünkü, sıcağı daha sıcak, soğuğu daha soğuk yapar.
Özellikle İstanbul semalarında yaz aylarında en çok bu cümle yankılanıyor.
"Durduğumuz yerde terliyoruz", "Yağmur yağsa iyi olur da, yağmıyor işte. Mevsimler de kaydı hep", "Normalde 33'te hissedilen 50'ymiş nemle" şeklinde devam eden cümle. Genelde babalar, ayaklarını ovuşturan teyzeler ve kahvehanede oturan amcalarca söylenir.
Teorik olarak aslında doğrudur, çünkü artan su ile solunan havanın akışkanlığı azalır, çünkü hava suya doyar. Bu da zor nefes almaya sebep olur. "Ayyy ayyy üffff" gibi cümlelerle başlar. Özellikle klimalı ortamdan çıkanlar bunu direkt hissedebilir.
Solunan havada bir ağırlaşma olur. Yine nemli havanın özgül ağırlığı, kuru havadan daha fazladır ve vücudunuzda yoğuşur. Bu da ağırlık ve sıkılganlığı arttırır.
Hissedilen sıcaklığın neme ve rüzgara bağlı olarak değiştiğini tüm insanlık biliyor valla. Bunun için okula filan gitmiş olmaya gerek yok. Mağara insanları bizden daha iyi biliyordu, hatta hava tahminini parmağını ıslatıp, ne bileyim ateşin dumanının yönünden, gökyüzüne bakarak filan bizim meteoroloji kadar olmasa da şimdiki sıradan bireyin anlayamayacağı kadar iyi yapıyorlardı. Meteorolojiden bi nane anlamayan bireyler olarak bizim de havadan sudan konuşmamız şart mı? Sözleşme imzalayalım, dövüşelim, toplantıya geçelim, yav sadede gelelim sadede. Konuşmayı başlatmak için buz kırıcı olarak mı kullanıyoruz?
PAPAĞAN
Temel satılık papağanları inceliyormuş. En pahalı papağanın önünde durmuş:
-Abi bunlar nece konuşuyor?
-İngilizce, Fransızca, Almanca
-Kaç paradır.
-On milyon
-Lazca biliyomu?
-Bilmiiyo Temel papağanın burnunu okşamış:
-Bu burunla yazık!.
ÇOCUK MESELESİ
85 yaşından da bir adam doğumhanenin kapısında beklemektedir.
Doğumhaneden çıkan doktor şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar:
Doktor- "İçerde doğum yapan bayan yakınınız mı?"
Adam- "Evet, eşim."
Doktor- "Ama bayan 25 yaşlarında..."
Adam- "Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz mıyım yani?"
Doktor- "Yoo, aklıma benim dedem geldi de."
Adam- "Nesi varmış dedenizin?"
Doktor- "Kendisi av meraklısı idi. Sürekli ava çıkardı. Ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı.
Bir gün ava çıkacakken kendisini uyardık, aman yapma dedecim, sen yaşlandın, ava gidemezsin diye. Kendisi ısrar etti ve hazırlandı.
E, tabi yaşlılık, çıkarken tüfek yerine baston aldı eline. Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayağı yol yürüdükten sonra bir geyik gördük.
Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu omzuna koydu, doğrulttu ve geyiğe bastonla ateş etti.
Geyik o anda vurulup yere düştü..."
Adam- "Olur mu? Başkası vurmuştur onu."
Doktor- "Ben de onu demeye çalışıyorum işte."