Otomatik barkod okuyucu özellikleri vardır. Gösterdiğiniz bir ürünü daha başını dahi kaldırmadan fiyatını söyleyebilirlerdi.
Amel Defteri gibi bitmek tükenmek bilmeyen veresiye defterleri vardı. Veresiye defterinde sadece rakamlara bakarak aynı anda 4 işlemi bir anda yapabilirlerdi.
Sipariş verilmek istenildiğinde telefona gerek yoktu. Pencereden sepeti sallandırmanız kafiydi.
Mahallenin gönüllü navigasyonuydular.O zaman Google yoktu. Haliyle kim nereye gitmek isterse mahalle bakkalına danışır onun rehberliğinde yolunu bulurdu.
Mahalle maçlarının akabininde yenen ve yenilen takımın ilk soluğu aldığı yer de mahalle bakkalıdır.
Bakkal kimliğinin yanında mahallenin bütün sorunlarına vakıf olup olan biten her şeyden bir şekilde haberdar olurlar.
Sabahları gün daha tam ağırmadan yatağımızda işittiğimiz kepenk açma sesleri muhtemelen bakkalın açılış merasimi olurdu.
Evde olunmayan zamanlarda anahtarın teslim edildiği, ya da kargo geldiğinde sizin adınıza teslim alıcak kişiler genellikle mahalle bakkalıdır.
"Pencüse severler güzeli gencüse" gün içinde komşu esnaflar ile bitmek tükenmek bilmeyen tavla muhabbetlerinin odak noktası olurdu.
Bunun yanında bütün mahallenin soluklandığı ve mahallenin nabzının attığı yer de mahalle bakkalıdır.
Bugün AVM'ler her ne kadar bakkal kültürünü öldürmüş olsa da Erdal Bakkal'ın da dediği gibi...AlkışlıYorum
Anneannemin, anneme ergenlik dönemlerinde sürekli çirkinsin demesi annemin çok içine oturmuş. Bir annenin evladını nasıl çirkin gördüğünü aklı almıyormuş. "Ama sen de bana aynısını yaptın" diyorum. Aldığım cevap genetik bilimine inancımı artırıyor: "Senin halin ortada kızım, nasıl güzel diyeyim!"