CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

Kimseye hesap vermiyorum, devamı sonraki hikayede

Eklenme Tarihi 12 Ekim 2026

"Kimseye kendimi açıklamak zorunda değilim" diyenlerin açıklaması genellikle on iki hikâye sürüyor. İlkinde siyah fon üzerine beyaz yazıyla bağımsızlık ilan ediliyor.

İkincisinde olayın geçmişi anlatılıyor. Üçüncüsünde "Normalde böyle şeyleri paylaşmam" denilerek normalde paylaşılmayan şeylerin toplu gösterimine geçiliyor. Dördüncü hikâyeye geldiğimizde kendisine hesap soran kim, hâlâ bilmiyoruz ama biz artık dosyaya hâkimiz.

Eskiden insan "Konuşmak istemiyorum" der, konuşmazdı. Şimdi "Konuşmak istemiyorum" diyebilmek için telefonunu şarja takması gerekiyor. Çünkü susuşu yüzde 15 bataryayla tamamlamak mümkün değil.

İçinden geçenleri kimseye anlatmayacak ama önce bir kahve yapıp kameranın karşısına oturacak. "Bu konuyla ilgili son kez konuşuyorum" cümlesini duyunca rahatlıyoruz.

Meğer sezon finaliymiş. Ertesi sabah yeni bölüm geliyor. Bu açıklamaların vazgeçilmez cümlesi "Üstüne alınan alınsın." Kimseye söylenmediği belirtilen söz, bir kişinin bütün fiziksel ve ruhsal özellikleri tarif edilerek paylaşılıyor. "Bazı insanlar var, geçen salı saat 14.30'da bana 'Sen bilirsin' dediler…" İsim vermiyor ama biraz daha devam etse kişinin kargo takip numarasını da öğreneceğiz.

Ardından "Ben kimseyi hedef göstermiyorum" deniliyor. Zaten hedef göstermeye gerek kalmıyor; adres teslim edilmiş. Bir de "Gerçek yüzlerini gördüm" aşaması var. Bu aşamada eski fotoğraflar arşivleniyor, takipten çıkılıyor, biyografiye "Az insan, çok huzur" yazılıyor. Fakat huzurun gelmesi için önce kimlerin hikâyeye baktığı kontrol ediliyor. Beklenen kişi bakmamışsa huzur erteleniyor.

Bir hikâye daha paylaşılıyor: "Bazıları yaptıklarıyla yüzleşecek cesareti bulamıyor." Belki de adam uyuyor. Ama uyku ihtimali, ihanetten daha az etkileşim aldığı için değerlendirmeye alınmıyor.

"İnsanların ne düşündüğü umurumda değil" diyen kişi, paylaşımın ardından telefonu elinden bırakmıyor. Kim görmüş, kim beğenmiş, kim sadece bakıp geçmiş… Özellikle sadece bakıp geçenler büyük şüphe altında.

Bir insan senin kimseyi umursamadığını gördüğü hâlde nasıl kalp bırakmaz? Bu kadar umursamazlık da fazla! Son hikâyede mutlaka "Ben kendimi biliyorum" yazıyor.

Doğrudur. Ama o saate kadar biz de kendisini oldukça iyi tanımış oluyoruz. Çocukluk kırgınlıkları, arkadaş çevresi, eski ilişkisi ve geçen haftaki kahvaltıda yaşanan tatsızlık dâhil, elimizde geniş bir özgeçmiş var. Bir tek kimlik fotokopisi eksik.

Nihayet "Bu konuyu burada kapatıyorum" deniliyor. Tam telefonu bırakacağız, yeni hikâye geliyor: "Çok fazla mesaj geldiği için küçük bir açıklama daha yapmak istedim." Kimseye kendini açıklamak zorunda değil elbette. Fakat açıklamıyorsa, keşke biz de akşamımızı ona göre planlayabilsek.

BUNU BİLİYOR MUYDUN?

ABD'nin Kansas eyaletinde bir köpek, gece yarısı yolun ortasında durup bir polis aracını "durdurdu". Polis, köpeği takip ettiğinde bir evin garajında yerde yatan bir adam buldu. Adam, 3 saattir yerde yatıyordu ve kalkamıyordu. Köpek, sahibini kurtarmak için polisi yönlendirmişti.

GÜLÜYORUM

@BalatLeydisi Kafede çantamı koyduğum sandalyeyi sordular, "Tabii buyrun alın" dedim, çantamı masaya koydum. Aldılar ve kendi alışveriş poşetlerini koydular. Benim çantamın olduğu sandalyemi alıp kendi poşetlerini koydular.

TESPİTLİ YORUM

@xbidayet Erkeklerde marketten bir şey isteyince doğrusunu alamama sorunu var. Hepsine doğuştan yüklenmiş. Savunmaları da "Bir tek bu vardı" oluyor.