Elbette bu ikilide bir kutbun ille de futbol olması gerekmez. Amerika'da basketbol olur, Kanada'da buz hokeyi, Hindistan'da kriket. Başka yerde ne olur bilemem.
Ama erkek, avcı erkek, centilmen erkek, ilgi gösteren erkek yorulur bir aşamada. Hiçbir sınava girmemek ister gönlü, rol yapmak, hırs yapmak istemez bir vadede. Cameron Diaz'ın dediği gibi "Zeki görünmek için bütün gece yırtınmak" istemez bu gönül. O noktada futbol devreye girer. Uzun paslar, dikine paslar, ara paslar, muz ortalar, verkaçlar bunlarla vakti zamanını doldurmak ister.
Marcel Proust'un dediği gibi "boş zaman en anlamlı zamandır".
Futbolla ilgili olmayan kadının futbola bakışı aynen aşağıdaki gibidir.
* Top var
* Çimenler var
* Aynı renkte giyinmiş insanlar var
* Siyahlı 2-3 kişi var , bunların düdükleri oluyor genelde
* Siyahlı kişilerin cinsel tercihleri eleştiriliyor seyredenler tarafından
* Çimenlerde koşuyorlar
* Bu koşuşturmayı seyreden başka insanlar var
* Seyreden insanlar şarkı söylüyor Doğası gereği doğuştan gelen bir paradokstur.
Kadın futbol takımları var tabiki ama erkeklere nazaran biraz sonra açıldı bu takımlar. Bu zamana kadar anca kabullenildi. Neden mi? Tek sebebi var tabiki, toplum içinde 11 kadının asla aynı kıyafeti giymeyecek olmasıdır.
Gün geçtikçe uyuşan ikili haline gelmeye başlıyor.
Hanımlar hani şu sevmediğiniz, bir top ve 22 adam meselesi var ya işte o. Futbol. Aslında hiç fark etmediğiniz kadar çok geçiyor, kadın ve futbol kelimeleri aynı cümlelerde. Eskiye göre bu durum daha da arttı. Gerek bayan futbolcular, futbol işi ile uğraşan bayanlar olsun, gerek taraftarlık olsun.
Banane arkadaş demeden önce sizi on ikiden vurmak için bombamı patlatıyorum, erkekler futbolu seven kızlara bayılıyorlar!
Bir arkadaşım aralarındaki ilişkiyi şu şekilde tanımlamıştı: "bir kadın futboldan anlıyor ve ofsaytı biliyorsa tehlikelidir dikkat et. Pasif ofsaytı biliyorsa durma kaç."
KREDİLER
Yaşlı çift evliliklerinin kırkıncı yıl dönümünde paraya kıymışlar, Avusturalya'da tatil yapmaya karar vermişlerdi. pencereden saatlerdir okyanusu seyrediyorlardı. Sessizliği pilotun anonsu bozdu: "Sayın yolcularımız! korkarım size kötü bir haberim var.
Motorlarımızdan biri sustu, diğeri de susmak üzere. Acil iniş yapmak zorundayız.
Neyse ki altımızda haritada görülmeyen bir ada var ve sahiline inmeye çalışacağız.
Bunu başarabilirsek tek sorunumuz bizi bulabilmeleri için dua etmek olacak."
Uçak minik adanın kumsalına başarılı bir iniş yaptı, kimsenin burnu kanamadı.
Uzun bir rahatlama sessizliğinden sonra adam karısının ellerini tuttu, gözlerine endişeyle baktı;
"Mona, bu ayki kredi kartı borcunu ödemiş miydin?"
"Hayır sevgilim, unutmuşum. Kızdın mı?"
Adam endişeyle yine sordu:
"Araba kredisinin taksitini ödemiş miydin?"
"Özür dilerim canım, onu da ödememiştim."
Yaşlı adam karısının ellerini bıraktı ve kırk yıldır yapmadığı şekilde ona sıkı sıkıya sarıldı. karısı şaşkın, korkarak sordu.
"İyi misin tatlım?"
"Hiç olmadığım kadar. Bizi bulacaklar!"
AlkışlıYorum
Yaptığı iş başvurusunda, "Kendine bir şey olması durumunda kime haber verilsin?" sualine sırayla; Polis imdat (155), Hızır Acil (112), Alo Yangın (110) ve Bilinmeyen numaralar (118) yazan sarışınların pirine hani alkış?