Keşke sessizliği teyibe kaydedebilseydik.Böylece aşırı gürültülü ortamlarda kulaklıklarımızı takar, sesi sonuna kadar açar ve keyfimize bakardık.
Keşke hayatımda ilk olarak kilo aldığımı düşündüğüm zamanki kadar kilolu olsaydım.
Harry Potter'la ilgili en gerçek dışı olan şey, okulda öğrendikleri her şeyi gerçek hayatta kullanmaları.
Satın alınan her ayna teknik olarak kullanılmış sayılır.
Çevremdeki kimse, beni yakışıklı bulmuyor. Ama annem ve arkadaşları çok yakışıklı olduğumu söylüyor. Acaba 70'lerde yaşasaydım yakışıklı biri mi olurdum?
Henüz dinlemediğim ama dinlediğim zaman müptelası olacağımı bildiğim bir sürü şarkı olduğu gerçeği canımı sıkıyor.
Düğünler tuhaftır. Tanıdığınız herkesi çağırırsınız ve size olan yakınlıklarına göre onları kendinize yakın masalara oturtarak tasnif edersiniz.
Gebelik testi reklamlarında pozitif sonucun üzerine mutlu olan çiftler görüyoruz.Aslında negatif sonuçlar daha mutlu ediyor olmalı.
10 yıl sonra stres çarklarını kesin "Yalnızca 2000'lerde çocuk olmuş kimselerin anlayabileceği şeyler" tarzı listelerde göreceğiz.
Keşke Google Translate'in köpekler ve kediler özelliği olsa.
Mayıs ayından nefret ediyorum. Çünkü biliyorsun ki sıkıntın her neyse mevsim geçişi değil.
İnsanlar yaşlandıkça, şapka tercihleri daha az sorgulanıyor.
Acaba bugüne kadar yanından geçip gittiğim kaç kişi beni çekici buldu?
Aslında ünlü kişiler o kadar da çekici değil. Seni de her gün milyonlarca kişi görse, mutlaka seni beğenen kişi sayısı da bir o kadar artardı.
1931 yılında doğanlar 86 yaşında. 1986 yılında doğanlar 31 yaşında.
Konuşurken lütfen deyince çok naif ve kibar duruyor. Yazışırken lütfen deyince agresif ve soğuk.
Edebiyat sınavında ekstra kağıt istiyorsan, işler iyi gidiyordur. Matematik sınavında ekstra kağıt istiyorsan, işler pek de iyi gitmiyordur.
Bir düğüne çağrılmamak hem iyi, hem kötü hissettiriyor.
Esnemek vücudumuzun "Batarya %20'nin altına düştü" uyarısı vermesi gibi bir şey.onedio.com
YANILMIYORSAM
Meridian, Mississippi'de oturan 82 yaşındaki George Phillips, yatmaya giderken, karısı George'a yatak odası penceresinden bakarak bahçedeki kulübenin ışığını açık bıraktığını söyler. George, arka kapıyı açıp ışığı kapatır fakat kulübenin içinde hırsızların saklandığını farkeder. Hemen polisi arar ve durumu bildirir. Polis ona hırsızların evin içinde olup olmadığını sorar. Geroge 'Hayır' der. Bunun üzerine polis 'Şu anda tüm birimler meşgul. Kapınızı kitleyin.
Memurlardan biri müsait olduğunda yanınıza gelecektir' der. George da 'Tamam' der. Telefonu kapatır ve 30'a kadar sayar. Ardından tekrar polisi arar ve der ki 'Merhaba, birkaç saniye önce bahçe kulübemde hırsızlar olduğunu bildirmek için aramıştım. Bu konu hakkında daha fazla endişelenmenize gerek kalmadı çünkü az önce hepsini vurdum' ve telefonu kapar.
Beş dakika içerisinde, altı polis arabası, bir SWAT ekibi, bir helikopter, iki itfaiye aracı, bir paramedik ve bir ambulans, Phillips'lerin evindeydi ve hırsızlar suç üstü yakalanmışlardı. Polislerden biri George'a, 'Yanılmıyorsam onları vurduğunu söylemiştin!' der. George ise şöyle yanıtlar; 'Yanılmıyorsam tüm birimlerin meşgul olduğunu söylemiştiniz!'
JAPON & TÜRK
Japonlar ile Türkler arasında temel bir düşünce tarzı farklılığı vardır.
Şöyle özetleyebiliriz :
Japonlar: Biri yapabiliyorsa, ben de yapabilirim. Hiç kimse yapamıyorsa, ben yapmalıyım.
Türkler: Biri yapabiliyorsa ben neden yapayım? Hiç kimse yapamıyorsa, ben nasıl yapayım?
AlkışlıYorum
Sevgilimi tırnak batmasından dolayı benim gittiğim pedikürcüye götürdüm. Pedükürcüden çıktıktan sonra kendisiyle tartışan site görevlisine söylediği ilk söz: "Şimdi sana pedükürlü ayaklarımla bir tekme atarım, hayatın boyunca yediğin en estetik dayak olur..." şeklindeydi.