Gece 02:47.
Gözler kapalı ama zihin açık.
Ve sahne hazır: kimsenin davet edilmediği, ama herkesin yenildiği o büyük tartışma başlıyor.
Gündüz sustuğun ne varsa, gece mikrofonu kapıyor.
Normalde "boşver ya" deyip geçtiğin olay, gece Oscar'lık drama dönüşüyor.
Ve sen… Bir anda kelime ustası, argüman makinesi, içinden Nietzsche çıkmış gibi konuşuyorsun.
Gerçekte:
"Yok ya, önemli değil."
Gece versiyonu:
"Bak şimdi… Aslında mesele önemli değil gibi görünse de, bu tamamen saygı çerçevesiyle alakalı.
Çünkü senin o günkü tavrın, benim iç dünyamda domino etkisi yarattı." Kim bu adam?
Gündüz sen değilsin.
Tartışma ilerliyor… Karşı tarafın söyleyeceği her şeyi de sen yazıyorsun.
Adam daha ağzını açmadan "şimdi kesin şöyle diyecek" deyip cevabını hazırlıyorsun.
Yani rakip hem konuşamıyor, hem de kaybediyor.
Gerçek hayatta böyle bir avantaj yok.
Bu bildiğin "tek kişilik münazara turnuvası." Ve en güzel kısmı: Zamanlama.
Gerçekte 3 saniyede aklına gelmeyen cevap, gece 20 dakika sonra efsane bir comeback olarak geliyor.
Ama iş işten geçmiş.
O an tren kaçmış.
Sen peronda tek başına "ama şöyle deseydim var ya…" diye kendi kendine alkışlıyorsun.
Gece versiyonunda:
Ses tonu net, mimikler yerinde, özgüven tavan.
Hatta bir noktada tartışmayı bırakıp karşı tarafa hayat dersi veriyorsun.
Adam susuyor.
Çünkü sen susturuyorsun.
Çünkü adam sensin.
Ve final sahnesi… Efsane kapanış cümlesi geliyor:
"Ben aslında sana bunu anlatmaya çalışıyordum." BAM.
Tartışma biter.
Alkışlar.
Ayakta alkışlar.
Sen kazandın.
Gerçek hayatta ne oldu?
Hiçbir şey.
Ama iç dünyanda… Bir insan daha yenildi.
Nüfus yok ama mağlubiyet çok.
Sonra ne olur?
Sabah uyanırsın.
Aynaya bakarsın.
Bir özgüven: "Ben aslında çok iyi konuşurum ya." Ama aynı kişi sana yine aynı şeyi dese… %90 ihtimalle yine:
"Yok ya, sıkıntı değil." Ve gece 02:47 için yeni bir bölüm daha yazılır.

BUNU BİLİYOR MUYDUN?
Meksika'da bir adam, polis olmadığı halde sokaklarda devriye gezmeye başladı. Kendisine sahte bir polis kimliği ve üniforma yaptırdı.
Hırsızları kovaladı, soygunları engelledi, hatta birkaç kez silahlı çatışmaya girdi. 3 yıl boyunca kimse onun gerçek polis olmadığını anlamadı.
Yakaladığı suçluları karakola teslim etti, polisler onu gerçek polis zannediyordu.
Gerçek ortaya çıktığında, yakaladığı suçlular ifade verip "Ama o bizi yakaladı, kahramandı" dediler.
Mahkeme, topluma hizmetini göz önünde bulundurup cezasını erteledi.

GülüYorum
@gadinburdurlum Karım yüzüğünü takmamış açıklama yapıyor "Hamilelikte kilo aldığım için parmaklarım da kilo aldı yüzük sıkmaya başladı o yüzden takmadım." Ben de sıkıyorsa takma dedim. Takmış gelmiş yüzüğü.
Niye taktın yüzüğü hani sıkıyordu diyorum. Sıkıyosa takma dedin diyo. Başka türlü anlamış...