-Hayır bu değil?
-Yok bu değil?
-Bu da değilll?
Giyip çıkardıkça ve karar verememenin siniriyle ter basar, saçlar bozulur ve sonunda hiç düşünmeden ele geçirilen ilk şeyler giyilip sinir harbiyle evden çıkılır.
Makyaj konusunda zaman mekan fark etmez. Arabası varsa otomobil giderken dikiz aynasını kullanıp makyaj yaparlar. Bu yapılırken ayrı bir boyuta geçer. Hatta trafikte bunlardan çok görürsünüz.
Bu sebepten genelde işe geç kalan taraf hep kadınlardır. O yüzden bu konuda onlara anlayış tanıyalım derim ben.
Eğer bir kadın ne giyeceği konusunda tereddüt ediyorsa aman abi diyorum. Durma sessizce uzaklaş.
Hatta kaç telefon aç bi yerlerden hazırmısın diye sor. Yoksa bütün hıncını senden çıkartır. Ya da yanındaysan:
-Hayıtım bu nasıl oldu.
-Hımm güzel oldu hayatım.
-Yok olmadı ya. (Fırlatır yatağa) Bu diyalog 15 defa tekrarlanır en sonunda "Sende herşeye güzel diyorsun" diye fırça yersin. Bu sırada ağzın yamulmaya ellerin titremeye başlar..
FIKRA
TEMEL dahiliyeci olmuş ve buna bir gün kadının biri gelmiş, demiş ki:
-Doktor bey ne yesem onu çıkartıyorum. Pasta yiyorum pasta cıkıyor ekmek yiyorum ekmek çıkıyor, köfte yesem köfte çıkıyor demiş.
Temel de :
-O zaman poh ye, demiş.
FIKRA
TEMEL Paris'te bir otelde kalır.
Barmenin biri, değişik şivesi nedeniyle Temel'i pek bir sever ve ona bir soru sorar:
- Mösyö, babamın bir oğlu var, ama benim kardeşim değil. Bu kimdir?
Temel düşünür, taşınır, dener, bulamaz.
- Pilemedum, kimdur? der. Barmen yanıtlar:
- Ben mösyö, ben!
Bu cevap Temel'in pek hoşuna gider, aynı soruyu o da köy kahvesinde sorar, kimse bilemez.
Temel'e sorarlar:
- Pilemeduk kimdur?
- Paris'te kaldiğum otelin parmenudur!