Dengesiz sevgilinin ayarlarını bozmak, aslında olmayan bir ayarı kurcalamaktır. Çünkü ortada ayar yoktur, sadece anlık ruh hâli yazılımı vardır ve bu yazılım günde en az 12 kez güncellenir.
Örneğin basit bir durum: Telefonuna bakarsın. -"Kime yazıyorsun?" -"Kimseye." Bu cevap normal insanda bilgi verir. Dengesiz sevgilideyse savcılık iddianamesi başlatır. "Kimse" kimdir? Neden yazıyorsun? Neden gizliyorsun? Demek saklayacak bir şey var. Demek ben bir şey hissediyorum. Demek haklıyım.
Bir başka ayar bozucu hamle: Mutlu görünmek. Evet, bu çok risklidir. -"Neye gülümsüyorsun?" -"Bir şey yok." İşte hata. Çünkü "bir şey yok" demek, "Benden bağımsız mutluluk üretebiliyorsun" anlamına gelir. Bu kabul edilemez.
Zaman kavramı da ayrı bir tuzaktır. -"5 dakikaya geliyorum." Bu, dengesiz sevgili evreninde yaklaşık bir saatlik ihanettir. Dakika geçtikçe mesaj gelir: "?"
"Geliyo mu?" "Ben bekliyorum." "Tamam." Bu "tamam", ayrılığın fragmanıdır.
Ayarları en hızlı bozan cümlelerden biri: -"Abartıyorsun." Bu cümle söylendiği anda tartışma biter. Çünkü konu artık olay değil, senin kişiliğindir. "Ben abartıyorsam sen ne yapıyorsun?" "Benim duygularım senin için abartı mı?" "Zaten hep böyleydin." Ve evet… konu yine 3 yıl önceye bağlanır.
Bir de empati denemeleri vardır. -"Seni anlıyorum." Yanlış cevap. Çünkü gerçekten anlasan susardın. Dengesiz sevgiliye göre "anlıyorum" demek, "Anlıyorum ama yine bildiğimi okuyacağım" demektir.
Sessizlik konusuna tekrar dönelim. Sessizlik, dengesiz sevgilinin en sevdiği ama en nefret ettiği şeydir. Konuşursan yanlış. Susarsan daha yanlış. Doğru seçenek yoktur. Bu bir çoktan seçmeli soru değildir, açık uçlu bir kaderdir.
Ve elbette gece mesajları… Saat 02.47 -"Uyudun mu?" Bu soru aslında şudur: "Şu an kafamda bir şey kurdum ve sen uyanık olmalısın." Sakin kalmak, mantıklı konuşmak ve içinden şunu fısıldamak: "Bu da geçer… ya da ben."