CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

Aşk-fıstık, evlilik-burmalı kadayıf

Eklenme Tarihi 19 Eylül 2015
Aşk nedir dedi gurme olan bir müşterim, ben de Antep fıstığıdır dedim. Şaşırdı açıklamamı istedi.
Aşkın ta kendisidir Antep fıstığı dedim.
Kabuğu çok serttir, dişini kırar, çok acıtır. Azıcıkta açıktır bir tarafı, gizem her zaman önemlidir derler içindekinin tamamını göstermez sana. Merak edersin.
İçinin tadı çok güzeldir, ne kadar yersen ye hemen bir tane daha istersin. Fıstığın tadının sende oluşturduğu duygular hiç bitmesin istersin.
Tuzsuz fıstık özünde yanında hiçbir şey istemez. Patlayana kadar pes peşe yiyebilirsin. İnsanlar patlamasın diye tuz ilavesi akla gelmiştir.
İnsan tuzlu birşeyi fazla tüketemeyip bir yerden sonra kesilir. Bunu görünce öyle birşey olsun ki hem fıstığın lezzeti artsın hem de tüketme sınırı olsun demişler. Kavrulmuş Tuzlu Fıstık icat olunmuş.
Kavrulmuş fıstığın içi suyunu kaybettiği için çok daha yoğun olur, tıpkı minyon tipli kızların daha iyi sevgili ve anne olması gibi.
Fıstığın içi ufaldığı için hem daha fazla fıstık tüketirsin hem de aldığın zevk kat be kat artar.
Tuz ise çok abartman durumunda güvenlik sibobudur.
Sonra ben bir soru sordum?
Evlilik nedir? Peki dedim. Nedir? dedi müşterim. Evlilik Burmalı Kadayıftır dedim. Bu sefer şaşırmadı.
Evlilik gibidir Burmalı Kadayıf, Antep fıstığının varlığını yücelten, en yüksek noktadır. Mükemmellik sınırıdır. Eğer günün birinde Burmalı kadayıftan daha lezzetli fıstıklı tatlı icat edilirse adını "mükemmel" koymamız lazım bence.
Fıstık en rahat tüketildiği formattadır. Kabuğu çıkarılmıştır, tuzsuzdur, piştiği için suyunu da kaybetmiştir. Üstüne üstlük tadını aynen bir kadının güzel bir makyaj yapması gibi daha da katlayan, sade yağ (ruj) ve kıvam (parfum, kiyafet) barındırır.
Erkek ailesini koruyup sarmalar ve aileye her zaman şekil verir. İşte kadayıf ta burada erkeği temsil eder. Bir tepsi burmalı kadayıf düşünün bunun tamamına aile diyorum ben.
Burmalı kadayıfın orta kısmı en güzel kısmıdır. Bu kısım ise bence çocuktur. Fıstığın ve kadayıfın birlikteliğinin son noktasıdır çünkü.

KOKLA
Hasta dahiliye uzmanına gider doktor hastayı soyar ve sadece dinleme aletiyle dinleyerek; - Nefes al bırak, nefes al bırak diyerek muayeneyi tamamlar.
Hasta parayı çıkarır doktora uzatır;
- Kokla bırak, kokla bırak.

ÇARE
Büyük bir yolcu uçağında altı yaşlarında yaramaz bir çocuk vardı. Durmadan bir oraya bir buraya koşuyor, gürültü patırtı ediyordu.
Nihayet yaşlı yolculardan biri dayanamadı, başını kaldırıp: 'Küçük' dedi. 'Neden çıkıp da dışarıda oynamıyorsun!'

SOYGUN
İki eski arkadaş para çekmek için bankada, gişe önünde beklerken bankaya birden silahlı dört kişi girdi. Soygunculardan ikisi silahlarını gişe memurlarına, ikisi de, gişe önünde sırada bekleyen müşterilere yönelttiler.
Soyguncuların başı, "Bu bir soygundur ve asla şaka değildir" diye sert bir sesle bağırdıktan sonra, aynı ses tonuyla gişe memurlarına ellerini havaya kaldırmalarını, gişe önünde bekleyen müşterilere de yüzükoyun yere yatmalarını ve saatleriyle ceplerindeki tüm paralarını çıkarıp, yanlarına koymalarını bildirdi.
İki eski arkadaş da yere uzanıp, saatlerini ve ceplerindeki tüm paralarını çıkarıp yanlarına koyarken, içlerinden biri ötekine, yüz liralık bir banknot uzattı: "Geçen ay senden borç aldığım yüz lirayı bir türlü olanak bulup da sana ödeyememiştim" dedi. "Hazır şimdi cüzdanımı çıkarınca aklıma geldi... Al şu parayı da, borcumu ödemiş olayım sana :))))

DELİDİR
İki deli havuzun başında oturuyorlarmış. Biri kalkıp havuza şeker atmış. Havuzdan bir yudum almış ve tükürmüş. Arkadaşına:
-Havuza şeker attım ama tatlı olmadı..
Arkadaşı:
-Karıştırmadın ki salak!

AlkışlıYorum
Birçoğunuz otobüs yolculuklarında cep telefonunuzu kapatmanız gereken anonsu duymuşssunuzdur ama eğer "Cep telefonlarınızı kapatın yoksa klimalar bozulur, sonra bana yandım anam piştim aman demeyin" şeklinde bir anons duyarsanız bilin ki Trakya'ya doğru yol almaktasınız.

SARIŞIN
Sarışının biri kütüphaneye girmiş ve direk bankoya yönelerek görevliden bir hamburger, bir kola, bir de patates kızartması istemiş. Görevlinin saf saf yüzüne baktığını gören sarışın bu sefer daha yüksek sesle
-"Anlatamadım galiba beyfendi, bana bir hamburger, bir kola, bir de patates kızartması" demiş. Artık iyice sinirlenen görevli;
"Hanfendi burası kütüphane!" demiş.
Sarışının yüzü kıpkırmızı olmuş, özür dileyip çok çok kısık bir sesle fısıldayarak
-"Pardon pardon, bana bir hamburger, bir kola, bir de patates kızartması."