Sosyal medyanın bize verdiği en büyük hizmetlerden biri, bilim insanlarının yıllarca eğitim alarak açıklamaya çalıştığı konuları, profil fotoğrafında kurt olan bir adamın üç cümlede çözebilmesidir. Bir ara internette ciddi ciddi "12 Ağustos'ta Dünya 7 saniyeliğine yer çekimini kaybedecek" iddiası dolaştı. İnsan ister istemez bekledi.
12 Ağustos geldi. Çay hâlâ masadaydı, buzdolabı tavana çıkmadı, apartmanın önündeki Doblo uzaya doğru süzülmedi. Newton bir kez daha görev yerindeydi.
Peki ya gerçekten olsaydı?
Öncelikle Türkiye'de kimse ilk iki saniye durumu anlayamazdı. Çünkü biz zaten otobüste, metrobüste, düğünde, pazarda birbirimizin üzerine düşmeye alışkınız. Üçüncü saniyede herkes havalanınca bir vatandaş mutlaka "Deprem mi oldu?" diye sorardı. Dördüncü saniyede WhatsApp aile grubuna "ARKADAŞLAR NASA AÇIKLAMIŞ, 7 SANİYE HAVADA KALACAKMIŞIZ" mesajı gelirdi.
Oysa olayın bitmesine üç saniye kalmıştır. Beşinci saniyede sosyal medya uzmanları ortaya çıkardı: "Ben bunu üç ay önce söylemiştim." Altıncı saniyede bir influencer havada süzülürken "Arkadaşlar inanılmaz bir şey yaşıyoruz, linki bio'ya bırakıyorum" diye video çekerdi.
Yedinci saniyede yer çekimi geri gelir, herkes yere düşerdi. Sekizinci saniyede ise Türkiye'nin asıl gündemi başlardı: "Yer çekimi geri geldi ama eskisi kadar çekmiyor gibi." Komplo teorisyenleri zaten hazırdı.
"Yer çekimini kim kapattı?" sorusunun ardından CERN, NASA, Elon Musk, 5G, yapay zekâ ve mahallede geçen hafta kurulan baz istasyonu aynı dosyada birleştirilirdi.
Birisi mutlaka "Tesadüf mü sizce?" yazardı. Hayır kardeşim, tesadüf değil; senin internet paketinin olması büyük bir toplumsal sınav. En büyük sıkıntıyı da eşyalar yaşardı. Yedi saniye boyunca çaydanlık, terlik, kumanda, kedi, saksı, kayınvalide… herkes havada. Sonra yer çekimi bir anda geri geliyor.
Özellikle tavanda bekleyen ütüyle göz göze gelmek insanın hayata bakışını değiştirirdi. Sigorta şirketleri ise poliçelere ertesi sabah yeni bir madde eklerdi: "Yer çekiminin geçici olarak ortadan kalkması sonucu oluşan hasarlar kapsam dışıdır." Ama hiçbir şey olmadı.
12 Ağustos geldi geçti, Dünya dönmeye, yer çekimi çekmeye, biz de internette gördüğümüz her felakete "Acaba doğru mu?" diye bakmaya devam ettik. Belki de asıl mesele yer çekiminin yedi saniyeliğine kaybolması değildi.
Asıl mucize, hiçbir bilimsel dayanağı olmayan bir iddianın milyonlarca insanın telefonuna ulaşabilmesiydi. Yer çekimi hiç kaybolmadı. Ama sağduyu birkaç saniyeliğine değil, epey uzun süredir havada.
BUNU BİLİYOR MUYDUN?
1971'de Juliane Koepcke, Amazon ormanları üzerinde uçak yıldırım çarpması sonucu parçalandığında 3.000 metre yükseklikten düştü. Koltuğuna bağlı olarak ormana düştü, köprücük kemiği kırıldı ama hayatta kaldı. 10 gün boyunca tek başına ormanda yürüdü, yaralarına larva doldu ve sonunda bir keresteci tarafından bulundu. (Uçaktan düşüp yürüyerek kurtuldu!)