Öğrencinin cevabı da soru gibi kısaymış:
"Why not?" (Neden olmasın ki?) bu öğrenci sınavdan "100" almış.
***
Aynı hoca başka bir sınavda "risk nedir?" diye soruyor. Yine bir öğrenci sınavın ilk 10 saniyesinde teslim ediyor kağıdını. kağıdın üst kısmında Sadece isim-soyadı yazıyor, gerisi ise bomboş beyaz yaprak. En altta ise "işte risk budur" diye yazıyor ve sonuçta da sınıftaki en yüksek notu alıyor.
***
Hocanın bir sonraki sınavında yine "risk nedir?" sorusuyla karşılaşan öğrencimiz tekrar boş kağıt verince bu sefer 0 alıyor. Tabii koşa koşa hocaya gidip sebebini soruyor.
İşte cevap:
"Aynı şartlar altında, aynı riski iki kere almak aptallıktır!"
***
Hocamız bir başka sınavda derse giriyor ve tek soru soruyor: "Atatürk ne yaptı?" Bütün öğrenciler harıl harıl yazmaya başlıyor, kağıtları dolduruyorlar. Sınav sonucunda herkes ortalama notlar alıyor. Bir öğrenci ise 100 alıyor. Bu öğrencinin cevap kağıdında şu yazıyor: "Ne yapmadı ki!"
***
Bir kız yurdunda kalan kızlar, artık temizlik görevlisine olan kıllıklarından mıdır yoksa nerden çıktığı belirli olmayan bir yurt geleneğinden midir, her sabah dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaya öperek İz bırakıyorlarmış.
Yurt müdürü ne yaptı ettiyse bu alışkanlığı ortadan kaldıramamış.
Diğer yandan temizlik görevlileri de iyiden baş kaldırmaya başlamışlar.
Sonunda müdürün aklına parlak bir fikir gelmiş. hemen bir duyuru yapıp, kızları Toplantıya çağırmış. neyse toplanmış bunlar. Müdür "buyurun tuvalete" demiş. Hep birlikte, temizlik görevlisinin beklediği umumi tuvalete girmişler. Aynalarda sabahki ruj izleri hala duruyormuş.
Müdür "arkadaşlar" demiş, "Bazılarınız dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaları öperek çıkması güç izler bırakıyor. Temizlik görevlilerimiz bunları temizlerken zorlanıyor.
Sizleri görevlimizin bu temizliği yaparken ne kadar zorlandığını bizzat görmeniz için topladım. Bakın ve görün". Sonra görevliye bir işaret çakmış. Bizimki gayet sakin bir şekilde tuvalet fırçasını almış, klozetteki suya daldırmış ve aynayı temizlemiş.
O günden sonra bir daha o yurtta tuvaletlerde dudak izine rastlanmamış.
UYANDIRMA SERVİSİ
Adam otele gelip resepsiyona kaydını yaptırırken görevli sordu:
- Sabah sizi kaçta uyandırmamızı istersiniz?
Adam başını salladı:
- Hiç gereği yok. Ben her sabah saat beşte kendim uyanırım. Resepsiyondaki görevlinin yüzü güldü :
- Aman ne iyi. Lütfen uyandığınız zaman bizi de uyandırır mısınız?..
MİNİ ETEK
Temel, Dursun'a arabasının öyküsünü anlatıyordu :
-Bir gün otostop yapıyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köşeye çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarını ıslattı ve "Benden ne istersen alabilirsin" dedi, ben de arabasını aldım."
Dursun : İyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakışmazdı!.
GÜNEŞE YOLCULUK
Bir toplantıda: Amerikalı:
- Biz Mars'a gideceğiz demiş. Alman:
- Biz yakıtsız çalışan araba üreteceğiz demiş. Fransız:
- Atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var demiş. Bizim Temel durur mu?
- Biz de güneşe gideceğiz demiş. Herkes şaşkın şaşkın:
- Ama orası yakar deyince bizim Temel:
- O kadarda enayi değiliz herhalde. Akşam serinliğinde gideceğiz !..
ÇORBA
Adam yemek odasının üzerindeki çatının aktığını fark edince hemen bir çatı ustası çağırmış. Usta gelip şöyle bir bakmış, - "Çatınızın aktığını ne zaman fark ettiniz?" diye sormuş..
-"Dün gece. Çorbamı içmem iki saat sürünce şüphelendim!.."
AlkışlıYorum
Yan komşusunun eşi; merhum için düzenlenecek cenaze törenine işleri olduğu için katılamayacağını ve üzüntüsünü "Geçen hafta ölseydi kesin gelirdim" şeklinde ifade eden Türkçe öğretmenine ahaliden koca bir alkış istiyorum. Ölür müsün, öldürür müsün?
GERÇEK KESİT
Doğum günümü nişanlımla baş başa kutluyoruz, tam hediyemi açmak üzereyken kapı çalıyor, nişanlımın annesi, teyzesi, ablaları, kuzenleri pasta getirerek sürpriz yapıyorlar. Pastaları yiyoruz, sıra hediyelere geliyor. Nişanlımın 7 yaşındaki yeğeni hediyeleri açmada bana yardım etmek istiyor ve nişanlımın hediyesini bulup, onun "Hayııır açma!" diye bağırmasıyla paketi yırtarcasına açması bir oluyor. Paketten şık bir iç çamaşır takımı, kırbaç ve kelepçe çıkıyor. Buz gibi olan bir ortam, kızaran yüzler arasında, kırbaç ve kelepçeyi gören 7 yaşındaki fırlamanın, sessizliği bozan cümleleri duyuluyor: "Oley kovboyculuk oynayacağız!"