Allah'ın bağışladığı bir melektin. Seni kucağına aldığında mutluluk gözyaşlarını dökerken, sen neden ağladığını hiçbir zaman bilemedin.
En ufacık sesinde, yatağından veya yerinden fırlayarak, bir şeye mi ihtiyacın var diye endişelendi. Senin gözyaşlarını görünce dayanamayıp ağladı.
Kollarından tutarak ilk yürümeni, ilk konuşmanı gözyaşlarıyla, gururla seyretti.
Sana güzel kıyafetler aldığında, seni giydirirken büyüdüğünü fark etti. Boğazı düğümlendi. İlkokula başlarken, yine gözyaşlarıyla seni okula uğurladı.
Hastalandığında başında endişeli bir şekilde gözleri nemli bekledi. Ona kızdığında, sesini yükselttiğin için alındı ve gizlice ağladı. İlk karneni aldığında yine gururlandı, boğazı düğümlendi.
Yaramazlıklarında sana hep kızdı ama hiçbir zaman kıyamadı.
Bazen en yakın arkadaşın oldu, dertlerini dinledi. Senin derdini dert yaptı ve gizlice bir kenarda ağladı.
Ergenlik çağındaki asiliklerinde hep anlayışlı oldu. Ortaokula, liseye ve üniversiteye gittiğinde oğlunun büyüdüğünü görüp gözleri doldu.
Sonra sen askerdeyken her gün ağladı.
Seni özlediğinde kıyafetlerine sarılıp hüngür hüngür gözyaşlarını döktü.
Askerden dönünce sana kavuşmanın mutluluğuyla sarılarak ağladı. Kız arkadaşlarının seni üzdüğünü gördüğünde bir kalkan gibi önüne çıktı.
İş hayatına başladığında, gururlu gözyaşlarını senden sakladı. Sonra senin düğününde oğlunun evden gitmesine dayanamayarak ağladı.
Yani bir laf var dır ya "Biz erkekler olarak anamızı hep ağlattık." Annemin bir lafı vardır. "Baba olunca biraz beni anlarsın. Ama anne olamayacağın için hiçbir zaman anlayamayacaksın." Benim esas anlamadığım, her gün gazetemde hatta bütün gazetelerde karşılaştığım kadın cinayetleri, gözleri mosmor, ağzı burnu kırılmış kadınları bu hale getiren adamlar... Bunlar nasıl bir insandır ki her gün amip gibi ürüyorlar. Bu yazım bütün erkeklere. Kadınlar annedir.
Peygamberimiz bile "Cennet anaların ayakları altındadır" derken, siz hala bir anne ya da anne adayına nasıl vurursunuz?
Bu son cümlem de bütün annelere, bütün anne adaylarına, bütün anne olacaklara: Anneler gününüz kutlu olsun.
Kahverengi
2. Dünya Savaşı'nın başları...
Almanya henüz Polonya'yı işgal etmekle meşgulken, İtalya-Fransa arasında yer yer el değiştirerek, tüm şiddetiyle devam eden savaş sırasında, esir çadırlarını dolaşan Mussolini, yaralı bir Fransız erine sorar:
- Söyler misin, komutanlarınızın kırmızı gömlek giyerek, kendilerini açık hedef haline getirmelerinin mantığı nedir?
-Komutanlarımız savaş anında vurulsalar bile, gömleklerinden dolayı kan izi belli olmayacak ve savaşmaya devam eden askerlerin maneviyatı bozulmamış olacak.
Esir çadırından çıkan Mussolini, kurmaylarına emir verir:
- Bana hemen kahverengi bir pantolon dikilsin.
Koca
Yaşlı adam ölür. Rahip cenaze töreninde konuşmaya başlar: Merhum iyi bir koca, mükemmel bir Hırıstiyan, örnek bir babaydı!..
Dul kadın çocuklarından birine doğru döner ve kulağına şöyle der: Git bak bakalım tabutun içindeki baban mı?
Alkışlı Yorum
"Beni yanlız bırakmamak için evlenmene müsaade yok" diyorum, "Ben de evlenmeden çocuk yaparım baba" diyor. "Olur mu öyle şey, bizim kültürümüze ters" diyorum; "Sorun yok o zaman ben de çocuk yapar boşanırım baba" diyor. Her halukarda çocuk yapmayı kafaya koymuş bizim 7 yaşındaki prenses.