***
Anne ve 4 yaşındaki oğlu Ege karşıdan karşıya geçmeye çalışırken, bir arabanın hızla üzerlerine gelmesi sonucu yaşanan diyalog:
Anne: Allah kahretsin çocuk bile umurunda değil hayvanın.
Ege: Horoz bu çocuk!
Anne: O ne demek Ege?
Ege: Babam araba kullanırken horoz bu çocuğu diyor ya!
Anne: !!!
***
7 yaşındaki kızımla alerji testi için hastanede sıranın bize gelmesi beklenmektedir:
- Ne o kızım? Mırıl mırıl ne konuşuyorsun?
- Dua ediyorum baba?
- Ne duası?
- Alerji duası.
- Nasılmış o dua?
- Allahım n'olur brokoliye alerjim olsun, çikolotaya olmasın.
***
Çocuk: Sen beni temizlerken iğrenmiyor musun? (Tuvalet temizliği sırasında)
Anne: Hayır
Çocuk: Tabi iğrenmezsin, ben senin içinden çıktım ondan değil mi? Sürpriz yumurta gibi. Sen çikolatasın, ben oyuncağı.
***
Patronun 3 yaşındaki yeğeni dalıp gidince:
- Ne yapıyorsun?
- Düşünüyorum
- Ne düşünüyorsun?
- Bilmiyorum, daha yeni başladım.
Böyle bir cevabı yer yüzündeki hiçbir büyük akıl edemez. Okul körleştiriyor sanırım.
***
Elinde oyuncak şırınga, o doktor ben hasta, oynuyoruz:
- Baba aç kolunu! Domuz gribi aşısı yapacağım!
- Tamam.
- Pıst. Geçmiş olsun. Şimdi de omzunu aç.
- Tamam.
- Pıst. Geçmiş olsun.
- Bu ne aşısıydı?
- Bu da omuz gribi aşısı. Hahahahahahaha!
***
- Sen mimarmışsın...
- Evet mimarım...
- Napıyorsun yani?
- Ev çiziyorum...
- Ben de annanemin evini çizmiştim.. Çok kızmıştı.
***
Oyuncak tavşanının boncuk gözlerini ısırıp kopartmış, yutup yutmadığını anlamaya çalışıyorum:
- Ilgın nerede bu tavşancığın gözleri?
- Ben onları ısırıp koparttım!
- Ama yutmadın, değil mi?
- (Eyvah yakalandık bakışı) Yere attım.
- Eğer yuttuysan altını değiştirirken kakanda görürüm biliyorsun değil mi?
Bu yeni bilgiyle ufku iki katına çıkan kızım birkaç dakika sonra yanıma geliyor ve:
- Baba ben artık kakamı tuvalette kendi başıma yapmak istiyorum. Sen gelme. Ben yaparım.
***
39 derece ateşle yatan 6 yaşındaki yeğenim dedesiyle konuşmaktadır:
Dede:
-Gel kızım seni bir okuyayım da, Allah şifa versin benim güzel kızıma.
Dede içinden duasını okur bitirir.
Torun sorar:
- Okudun mu dede?
- Okudum kızım.
- Ne yazıyormuş?
***
Baba çalışıyor, anne tv'ye dalmış. Çocukları Defne ise ültimatom veriyor.
- Sevgim azalıyor!
- Nasıl yani?
- Beni bugün yeterince öpmediniz. Öpmeyince sevgi bitiyor.
- Oooo hemen öpelim o zaman (yumuluyoruz)
- Öpücük benim benzinim! Şimdi doldum.
BOKS
Yaşlı bir öğretmen, Fen Bilgisi dersinde kasları anlatıyordu. Bir ara öğrencilerden birine şu soruyu sordu :
-Şimdi ben boks yapsam hangi kaslar çalışır?
Çocuk sakin sakin cevap verdi :
-İzleyenlerin gülme kasları öğretmenim!
TATİL
Tatil köyünde bir Amerikalı ile tanışan Türk iş adamı sohbet ediyorlar. Bizimki anlatıyor:
- Böyle bir tatil aklımdan bile geçmezdi.
Bir yangın fabrikamı kül etti. Sigorta paramı ödeyince, "Oğlum, bunca yıl eşek gibi çalıştın da ne oldu? Şimdi tatil zamanı" dedim ve bu tatile çıktım.
- Tesadüfe bak, demiş Amerikalı...
Benim de çok iyi iş yapan bir restoranım vardı. Bir kasırga taş üstünde taş bırakmadı.
Sigorta paramı ödeyince ben de bu tatile karar verdim.
Epey bir zaman geçtikten sonra, sessizliği bizim iş adamı bozmuş:
- Yahu anlatsana, sen kasırgayı nasıl başlattın?
AlkışlıYorum
Yaşları kemale ermiş iki akrabamız bize oturmaya gelmişlerdi. Onlar geldiğinde ben de o ana kadar bu kadar yaşlı şirin bir çift görmemiş olmanın heyacanıyla onları izlemeye koyulmuştum. Bu çiftin kahramanlarından, ninem başı örtülü dedem de kalın gözlüklü idi. Gelir gelmez salona doğru geçtik. Nineyle ben birer koltuğa yerleştik. Ama dede bir türlü oturmuyor, gezinip duruyor ortalıkta. Biraz daha salonu turladıktan sonra geldi ninenin kucağına oturdu! Annemle ikimiz de bu mutaasıp çifte şaşkın şaşkın bakarken ninem açıklamayı yaptı: "Koltuklar açık renk ya, göremedi herhalde. Üstümdekiler koyu renk olduğundan beni koltuk sanmış olacak."