Reyting kuruluşları ülke derecelendirmelerini iki yöntemle yapmaktadır. Birinci olarak, hatalı ya da hileli kredi derecelendirmesi yaparak yatırımcıları yüksek riskli piyasalara yönlendirip zarara uğratıyor. Ya da reyting kuruluşlarının o ülkeye ait önemli zaman ve dönemleri seçerek, hesapsız açıklamalar yapması, piyasalarda dalgalamalara neden oluyor. Çarşamba günü Dünya Bankası Başkanı'nın Türkiye ekonomisine yönelik övgülerinin ardından, Perşembe günü Merkez Bankası'nın faiz kararının açıklanacağı gün bir derecelendirme kuruluşunun yaptığı açıklama tesadüf değildir. Türkiye'ye yatırım yapılabilir notu vermeyen derecelendirme kuruluşları düne kadar iflas noktasındaki Yunanistan'a yatırım yapılabilir notu verdi. Bu kuruluşların yaptığı her açıklama olağan şüpheli durumundadır. Benzer hatayı İrlanda, Portekiz, hatta İtalya ve İspanya için yaptılar. Eğer geçtiğimiz hafta piyasalarda bir 'Kara Perşembe' yaşanmadı ise bu, yatırımcıların Türkiye ekonomisindeki dinamiklerine duydukları güvenden kaynaklanmaktadır. Faiz lobisi Merkez Bankası'nın uyguladığı programın başarısız olmasını istiyor. Bunun için de derecelendirme şirketlerini kullanıyor.
Reytingciler nasıl zarar veriyor?
Derecelendirme kuruluşları, ülkeleri, şirketleri ve yatırım araçlarını inceleyerek yatırım seviyelerini belirler. Yatırım yapılabilir ya da yatırım yapılamaz notlandırmasını yaparak, kredi değerliliğini ölçer. Ancak derecelendirme yaptıran kurumlar ile derecelendirme yapan kurumlar arasında doğrudan menfaat ilişkisi bulunuyor. Örneğin; şirketin ya da ihraç edilen yatırım araçlarının kredi değerliliğinin ölçümünü yaptıracaksınız, o zaman parasını verdiğiniz reyting şirketinden bol notlandırılmış bir sonuç alma şansınız bulunuyor. Böyle bir durumda şirket ya da yatırım aracı gerçek değerinin üzerinde kredi değerlendirmesi yapıldığı için yatırımcının zarara uğramasına neden oluyor.
2008 krizindeki rolleri neydi?
Kriz öncesi kredi derecelendirme kuruluşları menkul kıymetleri, kredilerin kalitesine yönelik yaptıkları reytinglerin hatalı olması nedeniyle konut fiyatları düştü.
Şirketlerinin hileli notlandırma yaptıkları ortaya çıktı. Yine aynı şekilde 2008 krizine yüksek kredi notu ile giren birçok banka ve finans kurumu krizi yönetemediği gibi stres testlerinden dahi geçemedi. Hatalı ya da hileli derecelendirmede esas risk yatırımcıların yanlış yönlendirilmesidir.
Değerinin üzerinde notlandırılmış bir şirketin hisselerine olan talep artışı, yatırımcının yanlış tercih yapmasına neden oluyor.