Televizyonda "ilk bölümden tuttu" denilen işlerden biri oldu. ATV'nin yeni dizisi A.B.İ. için tam da bunu diyebiliriz. Çünkü bu dizi, izleyicinin uzun zamandır aradığı ama adını koyamadığı bir boşluğa denk geldi. O boşluğun adı da çok basit; Güven...
Önce oyuncudan başlayalım. Kenan İmirzalıoğlu'nun ekrana dönüşü başlı başına bir haberdi ama asıl mesele şu; izleyici bu ismi gördüğü anda "Bu iş yarım bırakılmaz" diye düşünüyor. Yıllar içinde oluşturulmuş bir ekran kredisi var ve bu kredi, seyircinin ilk bölümü şans vermesini sağlıyor. Afra Saraçoğlu ise başka bir yerden dokunuyor izleyiciye. Genç, güncel, sosyal medyada güçlü ve doğal olarak dizinin konuşulmasını hızlandıran bir etki yaratıyor. Bu iki ismin yan yana gelmesi, diziyi sadece televizyon izleyicisine değil, dijital gündeme de taşıyor.
Ama bir diziyi sadece oyuncu tutturmaz. Asıl kritik mesele, hikâyenin ilk bölümde seyirciyle kurduğu ilişki. "A.B.İ." burada önemli bir hamle yapıyor. Karakter tanıtayım, arka plan anlatayım diye ağırdan almıyor. Daha ilk bölümde çatışmayı kuruyor, tansiyonu yükseltiyor ve bölüm bittiğinde izleyiciye net bir soru bırakıyor: "Şimdi ne olacak?" Bugün dizilerin kaderini bu soru belirliyor. O soru yoksa, reyting de yok.
Bir diğer önemli detay, dizinin ismi ve yarattığı merak. "A.B.İ." kısaltması daha ilk günden konuşulmaya başlandı. Açılımı, anlamı, hikayeyle ilişkisi derken dizinin adı bile başlı başına bir gündem maddesine dönüştü. Televizyon izleyicisi artık sadece ekranda gördüğünü değil, ertesi gün sosyal medyada konuşulanı da takip ediyor. Bu dizi, daha başlamadan o sohbetin içine girmeyi başardı.
Zamanlama da göz ardı edilmemeli. Salı akşamı rekabetin sert olduğu bir gün ama tam da bu yüzden güçlü bir ilk bölüm daha çok dikkat çekiyor. İlk bölümde zirveye oturmak, dizinin "ben buradayım" demesi anlamına geliyor.
Sonuç olarak "A.B.İ."nin tutmasının ardında sihirli bir formül yok. Seyirciye saygı var, tempoya özen var, güven veren bir oyuncu kadrosu var ve en önemlisi hikayeyi ertelemeyen bir anlatım var. İzleyiciye "beni oyalamayacağım" duygusu verildiğinde, karşılığı gecikmiyor.
"A.B.İ."nin başarısı da tam olarak buradan geliyor. Televizyon izleyicisi hala iyi hikayeyi tanıyor; yeter ki ona doğru yerden, doğru hızda anlatılsın…