Fatih hocanın sahaya sürdüğü 4-6-0 sistemi, maçtan önce bir çoğumuz için sürpriz oldu. Aslında en büyük özelliği fiziksel güçleri ve takım oyunu olan bir rakibe karşı orta sahayı kalabalık tutmak doğru bir fikirdi. Çünkü, biz İzlanda'ya karşı, fiziksel bir savaşın içine giremezdik. Dolayısıyla, yapmamız gereken topa daha fazla sahip olup rakibin baskısını kırmak ve onları yormaktı. Baskıdan kurtulamadığımız anlarda ise uzun toplarla rakip kaleye inmeyi denemeliydik. Fatih hocanın da planları, belki bu yöndeydi ama sahadaki oyun istediğimiz gibi olmadı. Öncelikle çok basit top kayıpları yaptık. Ve rakibin kolay bir şekilde kalemize gelmesine izin verdik. Top bizdeyken ise bir türlü yerden oynayıp kısa ve çabuk adamlarımızı devreye sokamadık. Bu durumda da rakip kalede maç boyunca hiç etkili olamadık. Fatih hocanın en büyük hatası Emre Mor'u santrfor bölgesinde oynatmasıydı. Birebirde çok kolay rakibine geçebilen kısa alanda çok etkili, her an faul ve penaltı alabilecek oyuncuyu kalabalığın içine koyunca Emre Mor ne topla bulaşabildi ne de dribling yapabilecek alan buldu. Bu da hücum gücümüzü çok azalttı. Sonuçta, bu takım benim için 2018'i değil, daha ilerki yılları hedefleyen bir takım olduğundan ben yine de gerekli sabrı ve zamanı verebilirsek, iki sene sonra çok farklı bir milli takım izleyeceğimizi düşünüyorum.
MAÇIN EN iYiSi İZLANDA
300 binlik ülkenin futbolda geldiği durum.
MAÇIN EN KÖTÜSÜ MÜCADELEMİZ
Geçen maçlardaki mücadelemiz yoktu.