İsveç'in ardından Avusturya'yı da deplasmanda üstelik geriye düştüğümüz maçın sonunda yenmeyi başardık. Bu
Milli Takımımız'ın son dönemlerdeki en büyük kazanımı oldu. İyi de oynasak kötü de oynasak maçları kazanmayı başarabiliyoruz. Bu da doğal olarak oyuncularımızın özgüveninin artmasını ve tüm
Türkiye'nin
Milli Takıma olan güveninin ve sevgisinin çoğalmasına sebep oluyor. Umarım bundan sonraki hazırlık maçlarını da kaybetmeden tamamlayıp
Fransa'ya uzun süreli bir namağlup bir takım ünvanıyla gideriz. Gelelim işin teknik boyutuna. Önce artılarımızdan bahsedebilim. En çok korktuğumuz bölgeler yani stoperlerden pozisyon vermedik. Bundan iki stoperimizin başarılı oyunu kadar Selçuk İnan'ın maç boyunca defansif yönden iyi oynaması da etkili oldu. İkincisi duran toplar artık milli takım için koz haline geldi.
Hakan gibi,
Selçuk gibi ceza sahası etrafında inanılmaz etkili kullanan oyuncularımız var. İşler kötü gittiği anlarda bu duran toplar işimize çok yarayacaktır.
Üçüncüsü geriye düşmüş olmamıza rağmen oyun disiplininden kopmamamız ve oyuncuların maçı çevirme gayreti son derece güzeldi. Son olarak kalecimiz
Volkan Babacan'ın artık kalede iyice güven verdiğini ve
Milli Takımımız'ın kalecisi olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar gecenin iyi tarafları... Ders almamız gereken yerler ise öncelikle rakibin en etkili oyuncu
Arnautovic'i maç boyunca durduramadık. Ve kanatlardan gelen ataklarda sıkıntılar yaşadık. Önde oynayan oyuncular beklere yardımcı olması gerekir. Bi diğer eksiğimiz ise sahaya çıkan
11'in pozisyon üretmekte daha üretken olması lazım. Attığımız 2 gol de bizim hatalarımızdan kaynaklandı. Umarım
Fatih hoca bunların gidermenin yolunu bulacaktır.
MAÇIN EN iYiSi KAZANMA ARZUSU
Millilerimiz'in oyun disiplini ve kazanma arzusu
MAÇIN EN KÖTÜSÜ DAVİD ALABA
Avustura'nın çok şey beklediği Alaba etkisizdi