2012 Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde Avusturya ile "ya tamam ya devam" niteliğinde bir maç oynadık. Kendimizi kandıracak halimiz yok. Puan kaybı halinde işimiz bitecekti. Bu yüzden mutlaka kazanmamız gerekiyordu. Maç öncesi Hiddink de basın toplantısında, "Hücum futbolunu oynamayı seviyoruz ve hücum oynayacağız" demişti. Peki sahaya çıkan 11, hücum futbolu oynamaya uygun muydu? İşte, burada Hiddink kendisiyle büyük bir çelişkiye düştü. Hücum oynamak demek, oyunu rakip olana yığmak, top daha rakip defanstayken baskı yapmak demektir. Bu tarz bir oyunun santrforu da Burak Yılmaz değil Semih Şentürk olmalıydı. Burak, rakip defans arkasında alan bulduğunda etkili olan bir oyuncu. Bunu da bir kere yakaladı ve rakip defansın çok iyi müdahalesiyle kullanamadı. Burak o pozisyon haricinde de sahada hiç etkili olamadı. Bir diğer çelişki de Alman Ligi'ni sallayan ve çok iyi bir sezon geçiren Nuri Şahin'i ön liberoda Selçuk'la birlikte oynatmasıydı. Nuri' nin kaleden bu kadar uzak oynadığı anlarda Mehmet Ekinci çıkıp Nuri o bölgeye geçince daha etkili oldu.
KESKİN VİRAJI DÖNDÜK
Gecenin en dikkat çekici olayı futbolcuların üzerindeki stresti. Milli futbolcularımız puan kaybı halinde şansımızın biteceğinin farkındaydılar. Ve bu yüzden de çok kontrollü bir maç oynadılar. Rakibin ilk kornerini 70'de attığını söylersek defansif yönden çok başarılı bir maç çıkarttığımızı anlarız. Ama, gol pozisyonu üretme anlamında yaşadığımız sıkıntı devam ediyor. Bahsedilmesi gereken diğer iki isimse Servet ve Serdar Kesimal'dı. Özellikle 2.02'lik rakip santrfora 1 tane bile kafa topu vermedi. Sonuçta, virajı dönmüş olduk. Bu galibiyetle oyuncularımız üzerlerindeki baskıyı da attı.
* * *
ARDA'YA YÜKLENDİK
Semih oyuna girene kadar her şeyi Arda'dan bekledik. Onun bireysel yeteneklerini kullanarak hazırladığı pozisyonlarla etkili olmaya çalıştık. Gecenin en başarılıları tabii ki Arda Turan, Selçuk ve Gökhan Gönül'dü. Kaleci Volkan, penaltıyı kurtararak maçta belki de üzerine gelen tek tehlikeli şutu engelledi ve görevini yerine getirdi.