Dünya yeni bir savaşın beşiğindeyken, şiddetin ve nefretin beşiğinde büyütülen çocuklarımıza iyi bakmalıyız. Onlardaki korkuların önünü kesmek için yapacağımız çok şeyler var. Ve galiba öncelikle kendi gerçeklerimize göz atmalıyız.
Babasıyla birlikte televizyon izleyen 8 yaşındaki kız çocuğu aniden babasına sokuldu. "Televizyonu kapatır mısın baba" dedi, "o adamlardan korkuyorum!" Ekrana çivilenmiş olan baba kızının korkusunun önünü kesmek istedi. "Ama ben onları seviyorum!" Kız çocuğunun cevabı daha bir şaşırtıcıydı; "o zaman senden de korkuyorum baba!" Bazen cevaplar babaların yanlışlarını yüzüne vururken aynı zamanda düşündürür. Düşünceli bir babaya sahipse tabii.
Ekrandaki ya spor programıydı ya tartışma ya da televizyon dizisi. Ekranlarda çocuklarımızı korkutan o kadar çok insan var ki! O sevgisiz insanların gözlerindeki nefretin bütün halleri dışa vuruyor. Ve korkuyu da en anlamlı biçimde çocukların gözlerinde görüyoruz. Bakmayı biliyorsak! H H H
O kız çocuğunun işaret ettiği korku; bir avuç yüreğiyle bir karşı duruş belki, "yapman gerekeni yapmıyorsun baba!" demek. Hatta "beni bu soytarılarla ve zorbalarla baş başa bırakıyorsun" diye haykırmak. "Ben yanındayım" diyebilecek yüzü var mı babanın? Yanında olmak; 8 yaşındaki çocuğuna o ekranın içinden yayılan zehrin nasıl enjekte edildiğini görmemek mi?
Kız çocuğu babasına akıl mı veriyor? Hayır! Babasından geleceğini istiyor. "Ben şiddet ve nefretle büyümek istemiyorum. Sevgiyle saygıyla ve özgürce büyümek istiyorum" diyor. Baba duyuyor mu? Duyması için önce gözlerindeki renk körlüğünü temizlemesi gerek. Bazı babalar çocukların sessiz çığlıklarını bile duymaz, duysalar da dikkate almazlar ve şiddetin ve nefretin filmine devam ederler.
Bilinmelidir ki çocukların korktuğu insanlar uzaktaymış gibi dursalar da hepsi evlerin içine girdiler. Onların çocuklara ne kadar yakından saldırdıklarını göremeyenler mutlaka bir bedel ödeyecektir. O kız çocuğu onu işaret etmek istedi belki. "Beni bu zorbalar için mi harcıyorsun baba?" diyemediği için sadece korkusunu değil isyanını da dile getirdi! Hatta "sen de onlara benziyorsun baba!" demeye getirdi.
NOT: Nefrete ve şiddete zarf atanlar şimdi mektupların içinde yazılanları da okuyacaklar. Hele onları kendi çocukları yazıyorsa.
Kuşla Çiçek Arası
Adam işkence görecekti, işkenceciler sordular. "Bir organını yok edeceğiz, hangisi?" "Gözlerimi. Yapılanı görmeyeyim utanırım!" Bir kadın işkencedeydi. İşkenceci, "gözlerimi bağlayın, yoksa görevimi yapamam utanırım" dedi. Kim bilir kaç kez yayınladığım bu dizeler, Ahmet Çuhacı'nın "Kuşla Çiçek Arası" adlı şiir kitabından.