CANLI YAYIN

Yıldız tarlası

Eklenme Tarihi 05 Temmuz 2009
Aynı hırkayı sırayla giyerdik, yazlık sinema önlerinde.
Kızlar bizleri birbirimize karıştırırdı.
Ata bindirilmiş gelinleri olurdu filmlerin.
Kızlar, yiğit sevdalara yaslanmış delikanlılara yanardı.
Bir sigaranın külüyle evler yanardı o zaman. Ülke yanmazdı.
***

Bir okuma kitabımız olurdu, yaz tatillerinde.
Hepimizde macera ruhu, hepimiz Küçük Prens Gömleklerde dut lekesi.
Geceleri başımızı otlara yaslar, gökteki yıldız tarlasını yere indirirdik.
Ülkemize bağlılık yeminimiz vardı, yıldızlar şahitti.
Ağaçtan kopardığımız bir incir bile kardeş payı.
Bu kadar karanlık adam yoktu ülkemizde.
Eşkıyalar, şimdiki politikacıların yanında ayışığı.
***

Ayıcılar tef çalardı sokaklarda, ayıların burnunda demir halka. İnsanlara şimdiki gibi kolayca "Ayı" denmezdi.
Elbette yalan vardı, ama halka bu kadar kolay yalan söylenmezdi.
Kanımızı tutuştururdu haksızlık, kan kardeşi olurduk acıların.
Anaların, bacıların gözlerinin içine bakardık, "Elimizden bir şey gelir mi?" diye.
Babaların omuzlarında tank ağırlığı, bıyıklarını yerlerdi öfkelerinden, kimsenin hakkını yemezlerdi.
Bir başkaydı o yılların yazları.
Ağustos böceklerinin sazları olduğunu sanırdık.
Karıncaların kışın göbek attığını.
***

Hiddet ve şiddet politikasının yan etkileri, doğrudan toplumu vurdu.
Ülkemiz yan yattı, içine kapandı insanlar.
Sevginin anayurdunda ihaneti doyurdular, kuşkuları, korkuları.
Birileri izin verdi, el verdi, geçit verdi.
Yıldız tarlalarımıza nefret tohumlarını ektiler.
Ne değerlerimizi koruyabildik onlardan, ne çocuklarımızı.
Her şeyimizi talan ettiler.
Artık dönüş yok.
Kara, kapkara düşünceleriyle, bu güzelim ülkemize yazık ettiler.