Yaşlı insanlar haftasında neleri görebiliyoruz acaba? O insanların sessiz çığlıklarını duymayıp, yaşlı sayısının artmasından endişe duyanları mı? Okumamız gereken kitapların buruşturulup atıldığını mı? Hayata yük olduklarını farz edenleri mi? Korkmasınlar, yaşlı insanlar eceli kollarında taşırken, yaşarken vermedikleri zahmeti ölürken de vermezler.
***
Cam kenarı yalnızlıklar huzurevleri, semt pazarlarında ezik domateslere uzanan sefalet. Ve hatta çöplerden yiyecek toplayan eller. Yaşlı insanların değişmeyen kaderinden kesitlerdir bunlar. İçlerinde mendil satanlar vardır, bir mendil aldığınız zaman gözlerinin içi gülümser. İğneyi ipliğe geçiremezler ama kendilerini haysiyetli bir hayata iliklemişlerdir. Özellikle kışları zorlu geçer.
***
Yüzlerindeki her çizginin bir sebebi vardır. Evdeki eski eşyalara sadakat anlatır onları, hiçbirinin yenisinde gözü yoktur. Anılardan ödünç aldıkları giysileri vardır üstlerinde, geçmişten öyküler anlatırlar, "gerçek hikayeden uyarlanmıştır" konulu yalan dizilere bin basar. Ağrıları da olur, elbet birileri koşar. "Komşu komşunun külüne muhtaçtır" diyenler de yaşar bu memlekette.
***
Yaşlı insanların içinde "hayat bizi böyle kabul ediyor" diyen de vardır, "bu hayatın çekilecek yanı kalmadı" diyen de. Bazen bir çorbaya ekmek banmaktır hayat, bazen geçmişine yanmak. Ama ne olursa olsun acı gerçeklerin zulmüne, bedenlerin çaresizliğine dayanmak. Başka ne gelir elden!
***
Bazıları kalkacak treni beklerken şimdiki zamanın son yolcuları sayarlar kendilerini. Haber bile gelmez artık, hayat çoktan vurmuştur telgrafın tellerindeki kuşlarını. Bayramlarda el öpenleri azalmıştır, küçük bir odanın içinde ya kendilerini ararlar ya kaybettikleri arkadaşlarını.
***
Yarın bayram. Acımasız hayat insanda bayram sevinci bırakmıyor diye bizler onları çaresiz bırakmayalım. O insanların zarafetini yıllar bile çalamamışken, bir hayat kitabının en değerli sayfalarını zahmet edip okuyalım. Hayat onların gözlerinde gitgide kaybolurken, ömrün sonbaharında her birine gözümüz gibi bakalım. Çünkü onlara nasıl bakıyorsak bize de öyle bakılacak!
Vicdanıma!
Şizofren Trump, İran'dan beklemediği darbeler yiyor. Kendisine destek vermeyen ülkeleri de tehdit ediyor. Hala başka ülkeleri işgal etmekten bahsediyor! Bu sapkına soralım; "bundan sonra ne yapabilirsiniz? Yürekliyseniz İran'la teke tek savaşsaydınız! Burnunuz bu kadar havadaysa bebekleri katledecek kadar alçak olmasaydınız!" Not: Yazdıklarım elbette Trump tarafından okunmaz ama ben Trump okusun diye yazmıyorum zaten. Benimki gerçek bir şeytana karşı sessiz durmadığımı göstermek. Kime mi? Katledilen bebekler aşkına, vicdanıma!