Sadece geçmişe dönük bir sorgulama sistemi var.
Dünlerin filmleri çekiliyor.
Dünün demokrasi katliamına herkes ayağa kalkıyor da.
Bugünün günahlarına, bugünün demokrasi katline alkış tutuluyor.
Hangi davadan suçlu olursa olsun.
İster profesör, ister siyasetçi olsun, cezaevindeki bir babanın oğlu kazada ölüyor.
Profesör cenaze için cezaevinden izinli çıkıyor da, 4 gün izin verildiği halde evinde bir saat kaldıktan sonra, jandarma tarafından yeniden cezaevine götürülüyor.
Çünkü hukuk, kanser hastası profesör için "Kaçabilir" diyor.
Dünün acımasız öykülerine bugün kurşun yağdıranlar.
Böyle bir babanın kaderine gözlerini kapıyorlar.
Ülkeye bakıyoruz, bir yanında güllük gülistanlık bir hayat.
Öte yanı katıla katıla ağlıyor.
Parası olanlar için özel korumalı siteler yapılıyor.
Öte yandan 56 yaşındaki 4 çocuk annesi, uçuruma dökülen molozların arasından hurda toplayarak, günde 10 TL kazanıyor.
Zenginle yoksul arasındaki uçurum büyüdükçe büyüyor.
11 milyon 670 bin kişi, 339 TL'den az kazanıyor.
Bu görüntüler yok sayılıyor.
Pahalı lüks ev reklamlarının bütün televizyonları kapladığı bir ülkede.
"Komşusu aç yatarken tok yatan bizden değildir."
Ama önce villalarını alsınlar.
Lüks ciplerine binsinler, banka hesaplarını kabartsınlar.
Ondan sonra duruma bakarlar!
Demokrasi ve eşitlik bizim ülkemizde pek gelişmedi.
Gerçek bir demokrasiyi mahşere kadar göremeyeceğiz.
Dün olmayan gelir dağılımı, bugün de olmadı, yarın da olmayacak.
Sistem neyi emrederse etsin.
Ne yapıyorsak vicdanımızla yapalım.
Gazeteciliği de, politikayı da, eleştiriyi de.
Herkes ölmeyecek gibi yaşamayı bıraksa, ülke daha adil ve insaflı olurdu.
* * *
EROL GÜNAYDIN
Erol Günaydın'ı da kaybettik.
Ülkemizde gerçek sanatçı gerçeğine uyan, elde kalan son resimlerden biriydi.
Böyle özel isimler, yıllarca yaşar.
Biliyoruz ki, bakışlarımızın perdelerinde, bizleri hep güldürecek ve düşündürecek.
Bu dünyadan böyle göçüp gitmek, ancak gerçek sanatçılara nasip olur çünkü.
* * *
İnsan ruhunda açılan yaradan da ölür.
* * *
Bakan çocuğu da olsa çocuktur, savaştan korkar. Onların dünyasına çomak sokmayalım.
* * *
17 Ekim 2012
Mutluluk takvimi
Dökülen yaprakların resmini çek.
Beğendiğin yemeğin tarifini öğren.
Müzik sesiyle uyu.* * *
Hayat görünmez ufukta
Umutlar hep karanlıkta
Sırtımızdan vurulduk da
Ölmüyoruz ölmüyoruz
Kan yağıyor gözümüzden
Dert damlıyor yüzümüzden
Namus bildik sözümüzden
Dönmüyoruz dönmüyoruz
Günler geçti beklemekle
Derdi derde eklemekle
Her akşam kuru ekmekle
Doymuyoruz doymuyoruz
Hakkı YALÇIN