***
20 yaşlarındaydılar, hayalleri filiz verirdi baharda.Hiçbiri aşkı tanımamış henüz. Kemikli yüzleri vardı, aynaya bakınca gülümsemek vazgeçilmez alışkanlıklarıydı onların.
Gazetelerde şehit haberlerini okurken,bazen kendi tabutlarını görürlerdi. Hepsinin dudakları çatlamamış. O sırada birbirlerine demedik söz bırakmayan politikacılar, dudakları kuruyunca buzlu limonata içerken kendinden geçerdi.
***
Bir çoğu parasız ve halsizdi. Bir çoğu paralı askerliğin hayata geçirildiği ülkede sitemkar. Serin gecelemelerde gurbet türkülerini içlerinden söylerdi her biri. Su uyur düşman uyumaz! Çocukken çicek topladığı bayırları düşünürken, aklının bir yarısı silah seslerinde, yollarına döşenmiş mayında kalırdı. O sırada politik ağalar, gençleri hayatın dışında koyan hadiselerden gündem oluştururdu.
***
20 yaşındaki bir gencin ölüme hazır hale getirilmesinin bir açıklaması vardı. "Vatan sağ olsun!"
Vatan onlara 20 yaşına kadar ne vermiştir ki, onların canlarının bu kadar kolay alınmasına izin vermiştir.Vatan gençlerin kolayca ölmesi için vardır da, yaşamaları için niye yoktur. 20 yaşında ölmek vatan töresi midir?
***
Hakkari'de 8 şehit. Kime neyi anlatacaksın. Oğullarını vatana emanet eden annelerin suküt-u hayalidir bu ölümler. O gençlerin vatanı sevdikleri kadar vatan da onları sevseydi keşke.
***
Geceden kalanlar
Önceki gece Magazin Gazetecileri Derneği'nin ödül töreni vardı.Görkemli bir gecede hayırsız şöhretler geçidi. Gecenin en anlamlı konuşmasını bizim usta Savaş Ay yaptı. Gecenin kralı Kıvanç Tatlıtuğ'du. Ben yılların ustası Ersan Erdura ile oturdum. Şimdiki şöhretlere karşılık zarafetin ve asaletin temsilcisi gerçek bir sanatçıya bakınca, ülkenin durumunu da yadırgadım.