BİR zamanlar tüm olasılıkların bittiği yerde bizler yeniden başlardık.
Geçmişi severdik geleceğe umutla bakarken.
Haberlere gözümüzü dört açsak da yalanlardan kaçardık.
Mahalleler sevgi doluydu.
Şimdi bakıyorum da herkeste bir nefret humması, bir şiddet merakı.
Kendimizden başka kimsemiz yok bizim, bırakırsak elimizi kim tutar?
O yüzdendir ki yara bantlarımızı cebimizde taşıyoruz.
Bir yanımız limon çiçekleri.
Bir yanımız "ağla gitar çal gitar!"
***
Sevdiğimiz insanları kaybettik, bizleri ayakta tutan güzellikleri bile kaybettik.
Beklentilerimizi yitiren hayatta umutlarımızı bitiren gerçekler bize karşı zafer kazandı.
Gözümüzden düşen hayatı ayağa kaldırmak için ne yapmamız gerektiğini bile bilmiyoruz artık.
Üstelik kötülük halay çekerken iyiliği alaya alanlar varken, düşlerimizden bile randıman alamıyoruz artık.
***
1960'lı yıllardan kalan Hayat Dergisi.
Beni gülümseten bir ilan duruyor önümde; başlık "Hayali Can Efendi" Altında "şahsa özel hayaller kurulur, hayatlara maceralar eklenir" yazılı bir not var.
Hayal kuran şahsın adına bir de telefon numarası bırakılmış; "mehtap vakitleri dahil aranabilir." İnsanlar o zamanlar hayal yoksulu değildi ama başkalarının kurduğu hayallerin zenginliğiyle mutlu olmak bile bir meslek doğurmuş.
İnsanların hayata tutunma projelerine renkli bir figüran belki!
Mazinin o saf ve güzel insanları ihtimaldir ki rüyalarda buluşuyor.
***
Şimdiki zaman bilinçaltını kuşatan karamsarlığın tarafında. Bir korku bir güvensizlik, yaşamaktan haz almayan duruşun tüm halleri.
Kötülüğün elleri kocaman, kötülüğün dili zehirden beter!
Bizler "kardeşlik" diyoruz, "sevdanın anayurdu" diyoruz, cümlelerimiz buharlaşıyor.
Müsait olanı kötüye dönüştüren hayat, iyileri kabuğuna çekilmeye zorluyor.
İnsanları sürekli taciz eden bir hava akımı var, şüphe ve endişe başrolde, tedavisi imkansız bir hastalığın mikrobu damarlarda dolaşıyor.
***
İsteriz ki hayatın sütü çocuklarımıza uzun ömürler versin, yollarına çiçekler sersin.
Dualar en kolay çocuklara ulaşıyor.
Bizler için finiş çizgisine az kaldı.
Her şeyimizi paylaşacağımız o güzelim dostlar da azaldı.
Bizim gibiler de sevdiği ölülere yetişmek için koşuyor!
Aşk yalanın maskarası
İhanetler yüz karası
Sen o sarı takvimlerin
En zavallı hatırası
Dönme, sakın dönme
Ben dahil burda seni
Hiç kimse özlemedi
Hepsi gönül defterinden
Seni bir bir siliyor
Kime baksan
Utanırsın gözlerinden
Senin ne mal olduğunu
Artık herkes biliyor
Hakkı YALÇIN
MUTLULUK TAKVİMİ
Sokaktaki tüm canlıları koru.
Fırına ekmek as.
Fanatik olma.
Suyu dikkatli kullan.
Aklını kullananlar kullanılacak insanları da gözünden tanır.
Ben tanımıyorum!
Hangi zengin bir çocuğun çözülen ayakkabısını bağlamak için eğilecek ruha sahiptir?
Hangi zengin gazete kağıdının üzerine serilmiş peynir ve üzümle bir öğlen yemeği düşler?
Hangi zengin eline gitarını alıp, güneşi uyandırmaya geç kalmamak için erken kalkar?
Hangi zengin kolay paranın peşine hafiye tutarken çocukların kurduğu masum cümleler içinde zengin kafiye arar?