CANLI YAYIN

Adalet!

Eklenme Tarihi 02 Mart 2023

HABERİ
SESLİ DİNLE

00:00 00:00
Tüm Sesli Haberler
ÇİN atasözü. Sanıkların ikisi de zenginse davaya bakan hakim istifa eder.
Biri zengin diğeri fakirse davayı zengin kazanır.
İkisi de fakirse adalet yerini bulur.
Sadece Çin'de değil, bütün dünyada işleyen kural budur.
Amerikalı sübyancı milyarder Epstein'in belgeselini izlemiştim de parasıyla adaletin önüne geçmişti.
Ama hayatın final sahnesi de "ilahi adaletle" acı biçimde son bulmuştu.

***

Kötülüğün aynasına bakıp saçlarını tarayanlarla, masum olduğu halde suçlanıp adalet arayanlar arasında çelişkilerle yüklüdür dünya.
O yüzden insanlığa yatırım yapıldığı zarafetin öne çıkarıldığı bir dünya düzenine çok ihtiyacımız var. Her şeyden önemlisi adalete.

***

Olur ya, gökyüzünün gözü üzerimizdeyken, bizler de son ödeme tarihi kesinleşmemiş birer fani olduğumuzu hatırlarız.
Adaletin karşısında eğilir, bu dünyaya kendimizi hatırlatacak bir şeyler bırakmanın kutsallığını hissederiz.
Bize bahşedilen adalet bunu emreder!

***

Adalet herkese eşit uzaklıkta değil diye kimsenin hak arama çalışmalarını aksatmaya hakkı yoktur.
Her insan bu dünyaya bir şeyler yapmak için gelmiştir ama adaletsizlik hayata atılan en acımasız imzadır.
O yüzden adalet aynı düşüncede olmadığın insana yapılan haksızlığı kendine yapılmış saymaktır. Her şeyden önemlisi haksız yere insanları suçlamamaktır.

***

Yıl 1970. Ortaokul birinci sınıfın yaz tatilinde İstanbul Beyazıt'taki mobilyacılar çarşısında bir oymacı dükkanında çıraklık yapıyordum.
Ustamın bitirdiği oyma başlıklarını bulunduğumuz yerin ilerisindeki mobilya dükkanına götürürken bir kalabalık gördüm.
Bir deri mağazasının bodrum katında kocaman adamlar toplanmış, kapının üzerine kilitlendiği odadaki bir çocuğu hırsızlıkla suçluyor, küçücük pencereden hakaretler yağdırıyorlardı.
12 yaşlarında temiz yüzlü çocuğun gözlerinden sicim gibi yaşlar akıyordu.
Ölümün gözü seğirirken adresini cellatlarına bırakmak gibidir hayat!
Hele çocuksan ve çaresizsen.

***

Ben işimi bitirip geri döndüğümde o koca adamlar biraz önce attıkları iftirayı geri almaya çalışıyorlardı.
"Hırsız olsa bunu yapmazdı yazık oldu gariban çocuğa!" Bodrum katının küçücük penceresinden baktığımda gördüğüm manzarayı 50 yılı aşkın süredir unutmadım.
Çalıştığı yerde çıraklık yapan çocuk ölüme ustalık katmış kendini asmıştı.

***

Selda Bağcan patlamıştı o yıl.
"Adaletin bu mu dünya" şarkısıyla.

Mutluluk Takvimi
Vicdanının sesini dinle.
Sağlığın için yürü.
Hazır yemekten kaçın.
Çocuklara umut ver.
Meyve çayı iç.

Gözlerim gülmüyor
Eskisi gibi
Aklımdan yaşanmış
Günler geçiyor
Şimdi sevgimizin
Hasat zamanı
Bek ektim sevgiyi
Eller biçiyor

Sayfalar dolusu
Mektuplar yazdım
Kalbim kan ağlıyor
Dilim susuyor
Vefasız sevgilim
Ellerin olmuş
Bıraktığım yerde
Yeller esiyor
Hakkı YALÇIN

SAHTE DOSTLARA!
Ölümlerin çoğaldığı zaman dilimlerinde kendime sorarım.
"Toprağa verdiğimiz sevdiklerimiz mi daha çok yaşayan dostlarımız mı?" Cevap: Toprağa verdiklerimiz yaşayan dostlarımızdan daha çok.
Ama bir gerçek var; dost dediklerimiz de kalbimizde ölüyor.
Bu demektir ki hiçbirimiz ölümsüz değiliz, hele sahte dostlar!