O yüzden Fenerbahçe'nin isyan etmesinin haklı nedenleri de kendiliğinden ortaya çıkar!
* * *
Hakemleri sadece futbolcuların pozisyonları açık etmez.
Ne tesadüftür ki, Selçuk Dereli televizyonda Fırat Aydınus'u savunurken, aynı dakikalarda Eskişehirli Veysel gerçeği itiraf etmektedir. "Hakeme lan diyen Caner değil, bendim!" Şimdi gelin de bu hakemlere güvenin! Gelin de adalet adına şüpheler dallanıp budaklanmasın.
* * *
Ligin futbol kalitesi de, hakemlerin maç yönetme kalitesiyle atbaşı giderken; bir takım öne çıkıyor.
Beşiktaş.
Depresyona düşmesine muhtemel gözle bakılan Beşiktaş heyecanın da, dayanışmanın da şölen takımı oldu.
Hani bir söz vardır ya.
Tırnağın varsa uzat, başını kaşı!
Beşiktaş aynen öyle.
Futbolcuların sloganı belli. "Görevimiz koşmak."
Damarları çatlayıncaya kadar koşmak futbolcuların boynunun borcu.
Demek ki neymiş!
Bedenlere forma giydirmek yetmiyor. Ruhlara da giydirmek gerekiyormuş!
* * *
Futbolun çöl ikliminde Fernandes diye bir özel adam mevcut.
Almeida'ya yaptığı asist, futbol kitabelerinde "ayak yazması!" olarak geçer.
O adam pozisyonların fazlasını ayaklarında saklıyor sanki.
Gözlerimizi kamaştırıyor.
* * *
Bir adamı daha işaret etmeliyim.
Bursasporlu Battala'nın kendine takılıp düştüğü Mersin maçında, hakem Bülent Yıldırım penaltı noktasını gösterdi.
Hakem zaten içler acısı.
Adam olan böyle bir penaltıda hakemin karşısına dikilir ama bu ülkede böyle bir adamı bulursak, adına şiir yazacağım.