Çocukluğumuzda sadece sokak çeşmelerinin önünde eğilirdik.
Sağ avucumuzun içine, musluktan akan suyu doldurup, kana kana içerken, büyükler sırasını bizlere verirdi.
Bizler büyüklere su verdiğimiz zaman, "Ölmüşlerinizin canına değsin" derdi.
Küçüklerin sevilip, büyüklerin sayılmasının sırrı da su gibi berrak olurdu.
Bizleri ayakta tutan geleneklerimiz gibi.
Karşısındaki insanlara boynunu büktüren değildir büyük olan.
İnsanların eğilmesine izin vermeyendir.
Büyürken alçakgönüllü olabilmektir.
Bizim çocukluğumuzda bu böyleydi.
Belki de o yüzdendi, büyüklerin küçüklerini sevmesi.
Küçüklerin büyüklerini sayması.
Büyüdükçe küçülen adamlar ülkesinde yaşıyoruz artık.
Apoletlerin soysuz gücüne sığınmayı büyüklük sayanların memleketinde.
Onlar kula kulluk sanatına köle oldular.
Ya kendilerine çıkar sağlayan düzene eğiliyorlar.
Ya da kendilerinden zayıf olanları ayaklarının altına almayı büyüklük sayıyorlar.
Giderek birbirine benzeyen insanlar ülkesinde, yağcılığın itibar görmesi sebepsiz değil. İnsanlarda "Öpiim abi" ayakları.
El sıkılırken bile, boyun bükmenin bütün halleri.
Dili değişti kendini ifade etmenin.
Pili bitti sevgilerin, saygıların.
Doğaldır ki, küçükler de saygının öte yanında kaldı.
Ekonomik olarak büyüyen bir ülkede, asıl büyüklük insanların yüreğinde olmalıydı.
Olmadı.
O yüzden mi diyorum acaba?
Sokak çeşmelerinin kökünü kuruttular...
İnsanlar birbirinin karşısında eğilsin diye.
* * *
BÖYLESİ GÖRÜLMEDİ
ÖSYM Başkanı Ali Demir, Yurtdışı Yükseköğretim Diplomaları Denklik Sınavı'nı iptal etti.
100 sorunun 75'i geçen yılkı sınav sorularının aynısı.
Başkan'ın açıklaması "Evet hatalıyız!"
Bu beyefendinin hatasız sınavı mumla aranırken, hala onu görevde tutmak adalet midir?
Görevini yapamadığı her halinden belli olan birine arka çıkmak, ülkeye haksızlık etmek değil midir?
Siz söyleyin değil midir?
Büyüyen Türkiye'de...
* * *
Bir ülkenin yükselmesi ev ve aile sohbetine bağlıdır.
* * *
Zengin adamların davaları hep onların lehine sonuçlanıyor. Adalet mülkün temeli!
* * *
17 Haziran 2011
Mutluluk takvimi
Çocukları televizyondan uzak tut.
Lavabo kenarında yüzük bırakma.
Adına ağaç dik.
Beyaz et ye.* * *
Bir kader fırtınası
Aramızdaki savaş
En deli anıları
Siliyor yavaş yavaş
Kendini ele verir
Kalbi kırık sevdalar
Sönmeye çeyrek kala
Yıldızlar böyle parlar
Aşk da yanılır
Zamana karşı
Kal diyemem ki sana
Hadi git
Bazen alışmak
Kıymaktır aşka
Alıştık ve kaybettik
Hakkı YALÇIN