Dünyanın en büyük ikinci ahşap yapısı olarak kabul edilen Büyükada Rum Yetimhanesi, yaklaşık 20 bin metrekarelik devasa alanıyla dikkat çekiyor. 20. yüzyıl boyunca aktif olarak yetimhane işlevi gören yapı, 1964 yılında yaşanan siyasi gelişmeler sonrası kapatıldı. Aradan geçen yıllara rağmen ayakta kalmayı başaran bu tarihi bina, bugün hala İstanbul'un en etkileyici mimari miraslarından biri olarak öne çıkıyor.
İSTANBUL'DA ZAMANA DİRENEN AHŞAP DEV
Büyükada Rum Yetimhanesi, İstanbul'un tarihi dokusu yalnızca taş ve mermer eserlerle sınırlı değil. Kent, aynı zamanda dünyanın en etkileyici ahşap yapılarından birine de ev sahipliği yapıyor.
Tam 128 yıldır zamana, doğa koşullarına ve ihmale rağmen ayakta kalmayı başaran bu devasa yapı yalnızca büyüklüğüyle değil, tamamen ahşap malzemeden inşa edilmiş olmasına rağmen gösterdiği olağanüstü dayanıklılıkla da dikkat çekiyor. Bu özelliğiyle dünyanın en büyük ikinci ahşap binası olma unvanını gururla taşıyor.
TARİHİ 19. YÜZYILA UZANAN BİR DEV
1898 yılında inşa edilen yapı, ilk olarak lüks bir otel olarak tasarlandı. Dönemin mimari anlayışını yansıtan bu yapı, Fransız mimar Alexandre Vallaury tarafından projelendirildi.
Kısa süre sonra bina, Fener Rum Patrikhanesi tarafından satın alındı ve yetimhane olarak kullanılmaya başlandı. Böylece yapı, yüzlerce çocuğa yuva olan yeni bir kimlik kazandı.