Sinema perdesi yırtık, sahneler ürkütücü.
Sizi hangi sahne ilgilendiriyor?
14 yaşındaki bir çocuğun, öğretmeninin katletmesi mi? Çocuğunuzun sıra arkadaşının bir katil olma ihtimali mi? Yoksa, siyasilerin birbirine söyledikleri sözler mi?
Kemal Kılıçdaroğlu, ülkenin Başbakanı'na "hain" diyor.
Şiddet siyasetinin temsilinde, en kolay çıkış yollarından birini arıyor.
Yakasına papatya takılan, eski siyah beyaz filmleri özlüyorum.
O sıra katliam filminin provası yapılıyor.
14 yaşındaki çocuk, öğretmenini katletmekten bir gün önce, elindeki bıçakla evinin önünde tahta parçalarını yontuyor. "Öğretmenimi böyle keseceğim" diyor.
Başbakan Tayyip Erdoğan, "Balyoz CD'lerini dinliyorum, şok oluyorum" diyor.
İnsanların asker veya sivil olması fark etmez.
Darbenin temsilini savunmak bile suçsa.
Darbelerden ödemediğimiz borç kalmadıysa...
Sadece mahkemeleri suçlayarak, darbeyi savunanlara cesaret vermiş oluruz.
14 yaşındaki çocuk evine giriyor o sıra, bıçağı alıyor. Çocuğun anne ve babası okul müdürüne koşuyor.
Herkes rollerini ezberlemiş, öğretmenin ölmesine izin veren bir sahne çekiliyor sanki.
Ve öğretmen kanlar içinde. Çocuk katil!
Eskiden çocuklara "büyüyünce ne olacaksın?" derlerdi.
Şimdi "nasıl öldüreceksin?" diye soruluyor, bilinçaltına verilen emirlerle.
Çocuklarla şiddet arasındaki mesafe daraldıkça, ölümün haznesi genişliyor.
Filmin sonundaki büyü nasıl bozulur, onu bilemiyoruz.
Böyle bir filmde sevgiden söz etmenin hiçbir anlamı yok.
İnsanlara kalbi ağırlık yapıyor galiba!