Şimdi çok kanallı sessiz toplum var.
Az kanallı toplum, haksızlığa karşı dururdu, cesurdu.
Gerektiğinde canını bile esirgemezdi.
Tiyatroya giderdi.
Sanattan anlardı, sanatçının gerçek olanına gösterirdi saygısını Futbol maçlarında adam gibi otururdu..
Şimdi çok kanallı sessiz topluma bakıyorum.
Haklının değil. güçlünün ayak dibinde.
Kendisine dokunmayan yılanları besleyecek kadar korkak.
Sanat ve medya aleminde ne kadar popüler yavşak varsa, onları alkışlıyor.
Futbol maçlarına kasaturayla gidiyor, dilinden küfür eksik olmuyor.
Az kanallı sesli toplum, aşk için ölürdü, çocuklar için.
Müzikten anlardı, radyo sanatçılarını dinlerdi.
Gazeteciyi tek satırından bile tanırdı, görmesine gerek yok.
Yükselen değeri insanlıktı.
Çok kanallı sessiz toplum televizyonla sevişiyor şimdi.
Bırakın mahalleyi korumayı, mahalledeki çocuklara uyuşturucu satıyor.
Hayatını, bir şeyleri var etmek üzerine değil, kendilerinden olmayanı yok etmek üzerine kuruyor.
Yükselen değer alçaklık.
Şimdiki zamanın kendine ait bir demokrasi anlayışı var.
İnsani değerleri ayaklar altında ezen toplum yapısı.
Çocuklarımızı katletmeye hazır bir duruşu.
Şimdiki zamanın, sisteme yakışan gazetecileri var. Ahlakı, dürüstlüğü tanımayan yasası.
O yüzden hepimiz tehlikedeyiz.
Şimdiki zamanın bizlerden alacağı daha çok şeyi var.
* * *
İki doğru arasında
Ortak yanlıştı aşkımız
Gözlerinin karasında
Zaten yanmıştı aşkımız
Yürürüm tek başıma
Acılarıma inat
Birini uğurlarken
Birini bekler hayat
Ben sevdim mi
Kendim gibi severim
Bu ayrılık senin
Yalanın olsun
Gelen dertler
Safa gelmiş hoş gelmiş
Aşkımı kaybettim
Bulanın olsun
Hakkı YALÇIN
* * *
MUTLULUK TAKVİMİ
9 Aralık 2010
Gözlerin ve dilin aynı konuşsun.
Eleştirdiğin kadar takdir etmeyi de bil.
Gıcırdayan kapıları yağla.
* * *
Bir politikacı kendisine atılan yumurtaya kafa atmalı, şemsiye açmak yerine.
* * *
Karanlık anonsu
Çalışanlarının maaşını ödemeyen. Müzik emekçilerinin telif haklarını bile ödemeyen işadamlarının, büyük devlet ihalelerini aldığını görünce, kendi kendime soruyorum. "Nasıl oluyor bu iş?"
İnsanlara ülkenin kaderini teslim etmenin sorumluluğu, bu kadar hafife alınmamalı.
Eski bir söz vardır. "Yakında ışıklar kesilebilir, karanlıkta ne yapacaksınız?"
* * *
İnsanlar hata yapar, ancak büyük insanlar hatalarının bilincine varır.