Savaş ve barış!

Eklenme Tarihi 4 Mart 2026

Yılan derisinden birbirine dikilmiş bir ceketin içinde, aynı ganimete kol uzatan iki cellada bakınca görüyoruz ki savaşın şerefi kalmamış. Yanlarına kendilerine benzeyenleri de alacak olan Amerika ve İsrail savaş sapkınları olarak tarihe geçti bile. Onlar Gazze bebeklerinin, İran'da okuldaki 150 kız öğrencinin katilleri olacak kadar büyüklük taslayabilir. Onlar iki ölümcül virüs olarak korku saldıkları ülkeleri yanlarına çekebilir. Macron'la birlikte "Siyonist üçgeni" tamamlasınlar! Kendileri gibi düşünmeyen İspanya'yı ticaretle tehdit ederken kabadayı hukukunu yürürlüğe koysunlar. İran'da bulunmayan hukuku Trump ve Netanyahu'da arayanlar, insanlığın yok edilme törenlerine şimdiden kaydolsunlar!


İran'ın direnişine bakıyorum. Temeli 2500 yıl önce atılmış bir tarihin direnişi. Tek başına attıkları bu imzaya saygı duyuyorum ama komşu ülkelere bomba yağdırmanın da savunulacak bir yanı yok, düşmana benzemenin de. İran'ın molla yönetiminin kendi insanına yaptıklarını inkar etmesem de İran'ın Amerika ve İsrail'e karşı verdiği mücadele Ortadoğu'nun "istikbal savaşıdır!" Çünkü İsrail, İran'dan çok daha büyük bir tehlikedir. İran'dan sonra Ortadoğu; Amerika ve İsrail'in otlağı olacaktır!


Bizler Amerika ve İsrail ajanlarının 12 Eylül darbesine nasıl yatırım yaptıklarını unutmadık. Graham Fuller denen pislik ajanın anılarında her şey mevcut. O yüzden Gazze'de bebekleri katleden alçaklara, o bebekler için Amerika'dan uçak gemisini getiren korkaklara ve şimdi Ortadoğu'da kurulmak istenen düzene karşı bizimki de duygusal savaş. Çünkü bizler geride bıraktıklarımızı hiç terk etmedik.


Bizler savaşı sevmedik merhameti sevdik. Ağzı kan kokanların içindeki zalimliği bastırmayı, eller yukarı oynarken yalancı haydutları kıstırmayı. Elmayı yıkamadan dişlemeyi, insanların kimliklerine bakmadan öğrendiğimiz kardeşliği. Uçakları değil uçurtmaları sevdik. Bizler savaşı sevmedik, başka çocukları kendi çocuğu sayan anneleri sevdik, mahalle imecesini. Zarfın içine bir avuç selam koyup elle yazdığımız mektupları. Fırından çıkan ekmeği göğsümüze bastırmayı, sefaleti bölüşmeyi. Kapısının anahtarını üzerinde bırakan o yürekli komşuluğu sevdik.


Zalimler için savaşın süsüdür ölüm, kim bilir kaç çocuğun yarım kalan öyküsüdür. Siren sesleriyle kaç çocuk uyanır, kaç çocuk bombalarda kopan kolunu arar. Onlar; "sizin çocuklarınız çocuktur da biz çocuk değil miyiz?" diye haykırırken kağıt gemiler yollar limanlara, uçak gemilerine karşı! Bizler barışı sevdik, savaşı sevmeyenleri, çocukları. Ve onları gözümüz gibi sakınmayı öğrendik, her ihtimale karşı!


Karakter

İffettir merhamettir vicdandır karakter. Adıyla soyadı arasına zerre kadar kötülük bulaştırmayan dünya görüşüdür. Dürüstlüğü pahalıya patlasa da kimsenin ekmeğiyle oynamamak, kimsenin malına mülküne, toprağına yan gözle bakmamaktır. Namustur şereftir, inancın sağlamlığıdır karakter. O yüzden az bulunur, bazılarında hiç bulunmaz.