BİR yakınımın tedavisi için 10 gündür bir hastanenin "AMATEM" bölümüne ziyaretlerim oldu.
Bağımlı gençleri yakından tanıdım, çoğu güzel insan, bir şekilde bulaşmışlar.
Beyinlerindeki imparatorluğa tahta kılıçla meydan okuduklarını da biliyorlar, direndikçe küçük taşlardan büyük kaleler yapacaklarını da.
***
Her türlü madde bağımlısı var ama "metamfetamin" kullanan çok.
Bağımlılık potansiyeli çok yüksek olan, kısa sürede şizofreniye dönüşen ve anneleri babaları öldürecek kadar bilinci yok eden bu uyuşturucuya "taş" deniyor.
Taşın en karası!
Satanı da sattıranı da Allah taş etsin!
***
Bağımlıların çoğu arkadaş ve çevre kurbanı. O yüzden torbacılar; mal sattıkları bağımlılara yakınındaki insanlara dağıtması için "hediye" mal da veriyor.
Buna "çemberi genişletmek" deniyor.
Bu proje yıllar önce başlamıştı; bir kereliğine uyuşturucu kullanması için gençlere çeyrek altın dağıtan torbacı çakallarla!
***
Yaş küçüldükçe hacim büyüdü.
Türkiye'de 10 milyonun üzerinde bağımlı var. O yüzden gençleri ve çocukları uyuşturucu piyasasının içinde tutmak için tıkır tıkır işleyen bir sistem mevcut. Sistemin amacı hem ahlaksızca para kazanmak hem de ruhen ve bedenen bir ülkenin geleceğini yok etmek.
Aslında her şeyin başı tütün ürünleri.
Florya'daki alışveriş merkezinde tütün ürünleri satan dükkanda 12 yaşındaki çocuklara elektronik sigara satılıyor.
O çocuklar gerçek uyuşturucuya bulaşmak için staj yaptıklarının farkında değil.
Torbacıların şarkıcılık yaptığı bir ülkede, şarkılarla uyuşturucuya itibar kazandırılması da sebepsiz değil.
***
Bütün ailelerin tetikte olması gerekiyor. İki yıl kadar önce ciğeri yanmış bir babanın çığlığını yayınlamıştım.
"Benim oğlum uyuşturucu kullanmaz demiştim, büyük konuşmuşum. O imalatlar benim gibi düşünen babaların çocukları için yapılıyor."
***
Genç yaşta ölen insanların hazin hikayesidir bu, beter mi beter!
Film bir mahalle ortasında iki arkadaş arasında başlar. "Bir nefes de sen çek be oğlum." Çekilen; ölümden ödünç alınan nefestir ve film başlarken biter.
***
Pamuk ipliğine bağlı hayat dedikleri böyle bir şeydir işte!
O pamuk ipliğinin üzerinde yürüyen bağımlı gençlerle tanıştım.
Bu yazıyı onların verdiği mücadeleye ve onları kurtarmak için çabalayan hastane çalışanlarının emeklerine saygı adına yazdım.
Gücüm ancak bu kadarına yetiyor.
Oysa bir zamanlar yazdığım tek satırla "taşlar bile" yerinden oynardı.
Sen sevdam can dostum
Sen hayat sen umuttun
Belki de unuttun
Gittiğin yere yakış
Yaralım bu son bakış
Ben sözümü tuttum
Bakma öyle yüzüme
Bir gözlerine bir gidişine
Direnemez gözyaşım
Bugün iki kişiyi birden
Kaybediyorum
Can bildiğim aşkım
Ve en iyi arkadaşım
Hakkı YALÇIN
MUTLULUK TAKVİMİ
Ekranda bilgi sahibi olacağın programları izle.
Sigara içme.
Tavla oyna.
Umut et.
Kolay para kazanmanın kuluçkasına yatanların horozları bile yumurtlar.
Kadın olsun da!
Gecenin bir yarısında iki delikanlı hiç kımıldamadan büyük bir mağazanın sükseli vitrinine bakıyorlardı.
Biri diğerini dürttü, "boşuna bakma oğlum onlar dirilmez" dedi.
Gözlerini vitrine çivileyen "bekle" diye karşılık verdi, "bakarsın gece yarısı üstlerindeki elbiseleri değiştirirler!" Abazan olan vitrindeki cansız kadın mankenlerin canlanmasını bekliyordu!
Şaka gibi ama gerçek.