CANLI YAYIN

Muganniye!

Eklenme Tarihi 08 Haziran 2023

HABERİ
SESLİ DİNLE

00:00 00:00
Tüm Sesli Haberler

ŞİMDİKİ zamanın şehvet odaklı pespaye şarkıcılarına karşılık, eski zamanların zarafetini arıyorum.
Haysiyetli olmanın bir sanatçıya ne kadar yakıştığının resmiydi onlar.

***

1960'lı yıllardan İzmir'de bir gazino ilanı. "Şen Türk Gazinosu. 18 kişilik saz heyeti sabaha kadar icrayı ahenk edecektir. Gazinomuz müşterilerinden gördüğü rağbet üzerine büyük fedakarlıklarla Türkiye'nin en meşhur muganniyelerini getirmeye muvaffak olmuştur." İlanın altında sanatçıların isimleri yani muganniyeler yazılı; 'Fikriye Hanım ve Nezihe Hanım.' İlanın müşterilere yönelik en cazip kısmı; "bu kadar fedakarlıklara rağmen fiyatlara hiç zam yapılmamıştır."

***

Muganniyelerin sadece isimleri onların hatırlanması için yeterli. Şimdiki gibi isim ve soyadının önüne uyduruk yakıştırmalar yok.
Mesele ekmek ve sanat. Fikriye Hanım ve Nezihe Hanım'ın gururlarının en önemli paydası; kendi halinde onurlu hayat.
18 kişilik saz heyetiyle sanat icra edecek kadar gönlü zengin mekan sahipleri müşteriyi yolunacak kaz gibi görmüyor.
Mekanların önünde insanı insandan koruyan kaba saba korumalar da yok.
Arada bir karakolda biten kavgalar oluyor ama o zamanların eşkıyaları bile bugünün şehirlisinden daha zarif.

***

Sonra zaman değişti, vicdan ve merhamet tuzla buz oldu. Jartiyerle sahneye çıkmayı matah bir şey zanneden "şehvetin Simge'leri", duman kafalı pespaye kadınlar piyasada geçer akçe oldu.
Ruhu olmayan teknolojiyle yürek zenginliği tarihe karıştı. Sanat paralandı, sosyal medya ahlaksızlıkla sıvanmış yalan şöhretlerin önünü açtı. Uyuşturucuya itibar kazandıranlar şarkıcılıkta egemen güç oldu. Ürettikleri pislikler moda oldu.
Ne zarafet kaldı ne ilkeler.
Yozlaşmanın damarlarında tedavisi imkansız bir hastalığın kanı dolaşırken güzelim değerler yok oldu gitti.

***

Saklı sandıklara teselli resimlerini miras bırakanlarla çocuklarımızı yakanlar arasında sadece zaman farkı yoktur insanlık farkı vardır.
Yeşilçam'ın yaşayan oyuncularını ve hatta figüranlarını bugün ekrana çıkarıp konuştursunlar, şimdiki şöhretlerin aksine ne kadar kibar, kültürlü ve vicdanlı oldukları da ortaya çıkar.
Geçmiş yılların emekçi sanatçılarını ekranlarda belgesel yapamazlar çünkü şimdiki naylon starların boyaları akar.

***

Bizler böyle bir düzende rahmet vadisinden gelen sesleri dinleyerek gelecekten bir umut bekliyoruz.
Sisli düşlerimiz ve doğarken tabut ölçüsü alınan ihtiyar bebeklerimizle!
Ve geçmişteki zarafet sembolü muganniyelere duyduğumuz özlemlerle.

MUTLULUK TAKVİMİ
Çocuğunun arkadaşlarını yakından tanı.
Doğum gününde adına ağaç dik.
Kahve molası ver.
Sorgula.

Sesin başucumdaki
Saat gibi derman bana
Uyanmak için sebebim
Gözlerin inan bana
Kim demiş ki aşk yalan
Park ettim kalbine
Sana meylim var bilirsin
Bir sevda masalı
Yağmurun ellerisin
Aşk sana yakışıyor
Bilmelisin

Sen olmasan
Diz çöker dilenir
Hep seni özlerim
Sen olmasan
Kırılır düşerim
Uçurum çiçeğim
Hakkı YALÇIN

Kazma sapı yalayanların baltaya sap olma ihtimali dikine giden insanlarda yoktur.

Cellat!
Hayatım boyunca hep merak
etmişimdir, bir insan nasıl cellat olur?
Ve nasıl olur da bir canlıya işkence
yapabilecek ruha sahip olur?
Onların en sevdiği canlılar yarasalar.
O yüzden onların üstlerini arasalar zerre
kadar insanlık bulamazlar.
Bir cellatta ve işkencecide insanlığın
yaratılışındaki hiçbir özellik mevcut değildir,
onların nefesi bile kan kokar.
Elleri bir kere olsun bir çiçeğe
dokunmamıştır da sanki gizlenecek yüzleri
varmış gibi bazıları maske takar.
İşin en utanç verici yanı, bütün dünya
kendi cellatlarına ve işkencecilerine gözü
gibi bakar!