CANLI YAYIN

Öğretmenim

Eklenme Tarihi 26 Temmuz 2009
Kadının biri semt pazarının sonundaydı.
Zaman akşama yaklaşmıştı, ben kadına yaklaştım.
Ezik domatesleri yokluyordu kadın, iri camlı gözlüğüne değil, yumuşak ellerine güveniyordu besbelli.
Pazarcı genç oralı olmadı, özgür bıraktı tezgahın üzerindeki salça olmaya meyilli domateslerin üzerinde gezinen elleri.
Kadın beni gördü, ben ökselere takılmış bir kuşu gördüm. "Nasılsınız öğretmenim?" dedim, şaşırdı.
Suçüstü yakalanmış bir mahcubiyetin içinde, ellerini domateslerden çekti.
***

Acımasız gerçeklerin hayata kurban ettiği nice kadından biri duruyordu karşımda, üstelik öğretmenimdi. "Tanıyamadım" dedi. "Ben sizin liseden öğrencinizim" dedim, gülü solmuş bir zamanın gerisine taşıdım onu. Kendimi tanıttım.
Yüzümdeki sakala rötuş yapan gözlerinde, acılı bir gülümseme belirdi. "Tanıdım, o sensin" dedi.
Pazarcı genç, rastlantı konulu bir filmi izliyordu sanki.
***

Su gibi akan bir zamanın içinde, akıntıya kapılmıştı öğretmenim.
Emekli olmuştu da, çaresiz bir zamanın koynunda bir başına yaşıyordu.
Ayaküstü sohbetin duvarına yaslandım.
Öğretmenime insan gibi bir yaşamı çok gören bir düzende, haksızlığın karekökünü kim hesaplardı, hangi politikacı?
Öğretmenim sıfırı tüketmişti hayatın hesap defterinde.
Ama politikacılar bol sıfırlı vaatlerin orta yerinde sefa sürüyordu.
Birilerine ballı börekli bir yaşam sunanlar, öğretmenlere ezik domatesleri layık görüyordu.
***

İçi yanıyordu öğretmenimin. "İyi akşamlar evladım" dedi, sohbeti kısa kesti.
Bir mum kendini üfledi sanki.
Elini aldım, öpüp başıma koydum.
Sessiz bir titreyişle elini çekti ve arkasını dönüp, küçük adımlarla pazarın sonundan karanlığa karıştı.
Sol yanıma bir bıçak saplandı sanki.
***

Bizim masallarımızda, giden geri dönmez.
Politik zalimlerce her gün hırpalanan öğretmenim, dönüşü olmayan bir yolun yolcusuydu artık.
Onlar ezik domateslerin onurlu kadınları olarak, masallarda yaşıyor.