KUŞLARIN gökyüzünde şehirleri olsaydı yeryüzüyle işleri olmazdı.
İnsanların da kuşların verdiği ilhamdan haberleri olmazdı kuşkusuz.
Devekuşunu bile hafife almamak gerekir. Taşınması gereken yükler için "deve" olmayı reddedenlere uçmayı gerektirirken "kuş" olmayı emreder.
"Baykuş" uğursuz farz edilir de bu dünyada her türlü kötülüğü yapan "bay insan" mıdır uğurlu olan?
***
Kuş deyip geçmeyin, insanları aşağılamak için kullanılan "kuş beyinli" tabirine karşılık, göçmen kuşları yollarını bulmak için içgüdülerine göre hareket eder.
Her kuşun iki pusulası vardır, biri yıldızlara yönelik diğeri manyetik ama arada bir çelişkiye kapılırlar.
Yıldızlara yönelik pusula kuşlara gitmeleri gereken yönü emrederken, manyetik pusula tersini işaret eder, yani kırılma noktasını.
Ama kuşlar genellikle yıldızlara yönelik pusulanın etkisinde kalır ve sıcak bir kış geçirmek istediklerinde güneye uçarlar.
Kuşların beyin fırtınası insanlardan daha anlamlı olduğu içindir ki, o kuşların en amansız fırtınalara dayanması sebepsiz değildir.
Oysa insanlar vicdan adlı pusulanın gerektirdiği yolu bile reddeder.
O kuşları silahla vurup böbürlenmeyi de "avcılık" sayar!
Unutulmasın ki kuş özgürlüğün simgesidir insan tutsaklığın.
O yüzden hiçbir zaman kuşlara taş atmam, eğilen başlar varken.
***
Ölen bazı insanların ardından "son kuşlardan biri daha" gitti diyorsak, kuşun da insanın da güzelini tanımladığımız içindir.
Kolay yoldan kazanılacak paralarla harcamadıkları zamanı, kendilerini harcayarak ödeştiren onurlu duruşlarına mahsuben.
***
Telgrafın tellerine konan kuşlar mevsimini yitirdikten sonradır ki, bu ülkede çok şey değişti.
Neymiş teknolojiymiş! O her haltı beceren, her türlü kötülüğü örgütleyen teknoloji sadece kuşları kandıramadı.
Kuşlar tabiat anaya insanlardan daha sadık olduklarını gösterdiler.
Kuşların günlerce süren postacılığı, teknolojinin saniyelik maillerinden bin kere temiz ve güvenliydi.
Buluttan zarfları da kuşlar icat etti, o yüzden kuşların alfabesi gökyüzüne yazılıdır.
Sahi ya, yeryüzü bu kadar kirli de gökyüzü neden bu kadar temiz?
Bunun cevabını, tepelerine bırakılan kuş pisliklerini bile "talih koşusuna" çeviren akıllı insanlar versin!
***
Son posta güvercininden gelen mektubu sizlerle paylaşıyorum.
"Kıyamet için sakladığımız tohumlar var, yerini bilmek ister misiniz?"
Zenginlerden birine
Gelin gitti bir gece
Gözlerinin ömrü de
Bende bitti o gece
O benim hayatımın
Son kader arkadaşı
Hüzün meleklerinden
Kalbi kırık hediye
Hala bütün dualarım
Yüreği duysun diye
Bensiz akşamlarında
Güzel uyusun diye
Hakkı YALÇIN
MUTLULUK TAKVİMİ
Fırına pide as.
Trafikte korna çalma.
Siyaset yapma.
Baharı karşıla.
Bir şeyi kazanmak isterken her şeyi kaybetmek gibidir hayat
Ucuzluk pazarı!
Yeni yetme kadın şarkıcıların erotik kliplerine bakarken, "bunların kalbi kasıklarında atıyor" diyorum.
Onlar seslerine değil bedenlerinin kıvrımlarına güveniyorlar.
Asaletin hükmü yoksa kalça sallayarak da şarkıcı olunur elbet.
Şehvetle beslenenler için kafeslenecek zengin enayiler de bulunur elbet.
Ama Sezen Aksu, Nilüfer, Şenay, Selda Bağcan ve Nesrin Sipahi gibileri bu topraklarda bir daha zor bulunur.