Gördük ki, Trabzonspor'u katletmek "yasallaştı!"
Hakemlere sorsak, "Trabzonspor'un verilmeyen penaltılarını ne yapıyorsunuz?" diye. "Koleksiyon" derler. "Sipariş mi alıyorsunuz?" diye sorsak. "Hayır" derler.
Sezon başından beri verilen 4 penaltının üçünü kaçıran Trabzonsporlu futbolcuları, günahlarına karşı delil olarak sunarlar. "Zaten penaltı versek de kaçırıyorlar!"
Cüneyt Çakır'a sorsak, "Başakşehirli Badji'yi niye 68. dakikaya kadar tahammül ettiniz?"
Cevap veremez. "Fenerbahçeli Caner'in size posta koymasına ne diyorsunuz?" diye ayrı bir parantez açsak, bir posta güvercini Cüneyt Çakır'ın Avrupa'daki adresini gösterir.
Biz de, "yurtdışındaki hakemlikle, bizim ülkemizdeki hakemlik arasındaki uçurumu süsleyenler oldukça, Cüneyt Çakır yanlışlarıyla var olacak" deriz.
Akhisar'ın puan cetvelindeki yeri, birilerini rahatsız ediyor olmalı ki.
Kayseri'de ipinin çekilmesine karar verildi dersek haksızlık eder miyiz? Asla! "Ülkenin en sağlam takımlarından birini ancak hakem yenebilirdi" notunu düşeriz.
Hakem katliamlarına delil olarak!
Şehirlerin kulüpleri bile bin kişiye oynarken. Tribünlerdeki azalmanın futbolumuzdaki adaletsizlikle kardeş olduğunu haykırırız.
Ve bir yabancıyı işaret ederiz.
Samuel Eto'o.
Sıradanlaşan yabancılar ülkesinde özel bir adamı. "Şu sıralar Eto'o dışında hiçbir yabancı, sonucu değiştirmek için bu denli savaşmıyor!" diye tırnak açarız. "Yabancılar sadece paramızı çalmasın. Biraz da dönülmez akşamın ufkundan maçı döndürmenin şarkılarını çalsınlar!" deriz.
Kusura bakmasınlar. Bizler de böyle adamları severiz!