Terör, ekonomik büyüme konularından ziyade beni hayat sözcükleri etkiledi. "Bir kurşun kalemi bir santim kalana kadar kullanan. Ekmeğin içini silgi yapan toplumdan bugünlere geldik."
Okullarda yoksulluğun dışavurumunun, çocukların hayatını nasıl etkilediğini yatılı okul çocukluğundan bilirim.
Kalemin, silginin ne kadar değerli olduğunu da.
İzlediğimiz siyah beyaz filmlerde, sabahın erken saatlerinde okula gitmek için yollara düşen çocukların dramını yıllarca izledik.
Bu sözler ülkenin büyümesi açısından güzel şeyler.
Büyüyen Türkiye'nin görkemini çok daha büyük gerçekler gösterirken, bunlar mazinin yoksulluk simgeleri.
Ama bugünkü zenginliği kazanırken, kaybettiklerimizi de inkar etmeyelim.
Hüznün bir kısmı da kayıplarımızda çünkü!
Bugünler kalemin, silginin ve gerektiğinde bir ayakkabının bile değerli olmadığı yıllar.
Savurganlığın altın yılları.
Bugün büyüklere saygının, küçüklere sevginin yoksul yılları.
Çocukların sokaklarını bile kaybettiği yıllar.
Alabroslu saçlarımızla, yoksulluğun defterine kurşun kalemlerle yazardık.
Şimdi bilgisayarın karşısında yalnızlığına sığınmış, küçük yaşlarda panik atakla, psikolojik sorunlarla tanışan çocukları yazıyoruz.
Hayatta bir şeyleri kazanırken, bir şeyleri de kaybettik.
Aldığını geri vermiyor zaman.