İşkence yapılan, sonra da bir otobüs durağında ölüme terk edilen kadını, 45 günlük tedavi de hayata kazandıramadı.
Ve 32 yaşındaki Meral Tahta öldürüldü.
Hayvani duyguların sahibi bir erkek tarafından.
Gazetedeki vesikalık fotoğrafına baktım.
Yarım gülüşlü kanayan bir karanfil.
Bir yanı baharda, öte yanı ölüme gülümsüyor sanki.
Yaşayamadığı bir hayattan merhamet bekleyen, yolunu kaybetmiş bir yolcu belki.
Türkiye'de, özellikle son yıllarda "bütün dillere çevrilen kadın katliamının" önüne geçecek bir ülke düzeni olsaydı keşke.
Ya da bu kadınların çakallara, karanlıklara teslim olmasına izin vermeyen bir hayatları olsaydı.
Olmadı ve ne acıdır ki olmuyor da.
Alenen ölümle tehdit edilen ve gazetelerin birinci sayfalarından haykıran kadınların bile can güvenliğinin olmadığı bir ülkeyiz biz.
Kadını korumak bir ülkenin asli görevidir.
Ama kadınları tehdit edenleri kollamak da bir ülkenin alnındaki lekedir.
Kadınlar son dönemde her yerde haykırıyor ama çözüm yok.
Erkek şiddetine karşı yürüyüş yapan, sivil toplum örgütlerinde haykıran kadınlara gerçek anlamda bir destek de yok.
Dövülerek öldürülen bir kadının ayıbı da, sadece onu öldürene ait değil.
Ülkenin ruhuna ait.
Kadınları döven, öldüren...
Ve bu ölümleri seyreden erkek ruhuna!
* * *
RAHMETLİ DE SOLLAMIŞTI
Trafikteki 6 günlük bilanço. 118 ölü, 490 yaralı. Sanki savaş bilançosu. Bu ölümlerin geleneksel hale gelmesi de meselenin diğer yanı. Nedenleri sorgulayan birileri yok. Her şeyi kadere yüklemek, insanların en kolay çıkış yolu. Bilançonun öznesinin "kurallara uymamak" olduğunu söyleyebilirim. Otomobillerin arkasında onca yazı vardır da, biri aklımdan çıkmamıştır. "Rahmetli de sollamıştı."
* * *
Seven yaşar, yaşayan çalışır, çalışan da ekmek bulur.
* * *
Gerçek dostlarınızla birlikte olmayı bıraktığınız an. Dengenizi kaybedip düşersiniz.
* * *
3 Eylül 2011
Mutluluk takvimi
Tatil havasından kurtul.
Balık tut.
Selam vermekten kaçınma.
Çocuklarının arkadaşını yakından tanı.* * *
Çisil çisil yağan
Yağmurlar gibi
Bir damla yaş olup
Gözlerime dol
Seni çok özledim
Biliyor musun
Bir akşam gel bana
Misafirim ol
Bıraktığın gibi
Her şey yerinde
Hala mahzun durur
Resimlerin de
Aklına eserse
Günün birinde
Bir akşam gel bana
Misafirim ol
Hakkı YALÇIN