Ailesinin gözbebeği, yıllanmış emeklerin ürünü.
Bilgi sahibi, birikimli.
Geleceğe aydınlık bakıyor, üstelik ülkenin gelecek vaat eden en iyi milli kayakçılarından biri.
İnsana değer veren ülkelerde, kayak pistlerinin kenarına, olası düşmelere karşı ağdan bariyerler konuyor.
Her sporun kendi içindeki tehlikeye karşı dış yardım.
Erzurum Palandöken'deki Konaklı Kayak Merkezi'nde tahta perdeler var.
Üstelik pistte ambulans da yok.
Nasılsa her şeyi kadere yüklemenin bütün halleri bu topraklarda mevcut.
18 yaşındaki milli kayakçı Aslı Nemrutlu, bu kayak merkezinde idman yaparken düştü ve tahta perdelere çarpınca boynu kırıldı.
Bir başsağlığı mesajı.
Sıradan bir özür.
Derin bir yas, hepsi bu kadar.
Alınmayan tedbirin, her şeye boş veren yöneticiliğin bu ülkede ne hükmü var ki.
Meseleye "bahtsız kader" demek yeterli.
İnsan canına değer vermeyip, cinayetlere kaza süsü vermek bizim ülkemizde "gelenekseldir!"
O yüzden, insanların alnına kaderi yazmakla yükümlü olanlar hiç değişmedi.
Belediyenin açık bıraktığı kanalizasyon çukuruna düşen küçük kız için ne yapıldı ki bu memlekette. "Kan parası" alışverişinden başka!
Sorumsuz yetkililerin cirit attığı ülkemizin kara kutusu mahşerde açılacak.
Birileri sağ yanağımıza vururken, bizler sol yanağımızı uzattığımız müddetçe...
Hayat hepimizin çocukları için kısa kesecek hikayesini.
Köşelere yerleştirdiği "sahte kader ajanlarıyla!"
* * *
PEKİ YA BUGÜN?
Ülkede sürekli "dün hesaplaşması!"
Elbette bütün darbeciler hesap versin.
Demokrasiye karşı işlenmiş bütün suçlar ortaya çıkarılsın.
Peki ya bugün?
İnsanların özel hayatının linç edildiği bir ülkede yaşıyoruz.
Hukukun kişiye özel işlediği...
Madem her şey demokrasi adına yapılıyor.
Dünü sorgularken, yarın sorgulanacak günleri de yaşamak istemiyoruz!
* * *
Tabiat adam olmadan önce çocuk olmayı buyurur.
* * *
Adalete oruçlu olmak, yetime öksüze borçlu kalmak, kimseyi korkutmuyor artık.
* * *
14 Ocak 2012
Mutluluk takvimi
Yaşlı insanlara yardımcı ol.
Yün eldiven kullan.
Yalan söyleme.
Telefonu gereksiz yere meşgul etme.
Adil ol.* * *
Halim yük vagonlu tren
Bilinmezleri götüren
Dillere düşmüş aşkını
Gözü kapalı bitiren
Ne yazsam senin harflerin
Her fırsatta keşke diyor
Bir gururun bedelini
Son pişmanlıkla ödüyor
En çok ekimde ağlar aşk
Bir canı uğurlar gibi
Gözlerimizde biriken
O deli yağmurlar gibi
En çok ekimde ağlar aşk
Son izleri siler gibi
Tüm gidenlerin yerine
Tanrıdan af diler gibi
Hakkı YALÇIN