30 yıl önce yaşadığı aşkın izlerini taşımış ömür boyu. Bundan bir süre önce, gençliğini geçirdiği mahalleye düşüyor yolu.
Anıları depreşiyor. 30 yıl önceki sevdiği adam aklına düşüyor.
Çay bahçesindeki garsona soruyor. "Falanca bey buralarda yaşıyor mu?" "Ben yeniyim abla" diyor garson, "Yan tarafta ganyan bayii var, oraya sorun."
Kadın ganyan bayiine giriyor.
Tesadüfen sevdiği adamla ortak arkadaşlarından birini karşısında buluyor.
Acı haberi öğreniyor. "O öldü..."
Kadın gözyaşlarına boğuluyor ve nasıl öldüğünü merak ediyor.
Arkadaşı durumu anlatıyor. "Bodrum'da başına bir darbe almış.
Sokakta ölüsünü bulmuşlar."
Ve noktayı koyuyor. "Galiba kimsesizler mezarlığına gömmüşler."
Kadını dürten bir duygu var ki, meselenin peşini bırakmıyor. İzmir'de bir arkadaşını arıyor, durumu anlatıyor.
Arkadaşı, "Olamaz" diyor, "Bodrum'da kimsesizler mezarlığı yok."
Sonra bir ateş düşüyor içine. "Sakın bu adamı Ege Üniversitesi'ne göndermesinler."
Kadın şaşkınlıkla soruyor. "Niye üniversiteye?" "Kimsesiz ölüleri kadavra yaparlar."
Kadın fena oluyor ama yüreğinin işaret ettiği yolda iz sürmeye devam ediyor.
Telefonla Ege Üniversite'sinde bir doktor buluyor, durumu anlatıyor. "Evet" diyor doktor, "burada o isimde biri var..." "Biz sahipsiz ölüleri 1 yıl ilaçlı suda bekletir, sonra kadavra yaparız. Aradığınız kişinin kadavra olmasına 8 gün kalmış."
Film gibi yani...
Üstelik cenazeyi de ancak ölünün soyadını taşıyan bir yakını alabilir.
Kadın yine ortak arkadaşlarına gidiyor ve sevdiği adamın balıkçılık yapan amcasının oğlunu buluyorlar.
Hemen biletler alınıyor ve kadavra olmasına 3 gün kala, cenaze Ege Üniversitesi'nden alınıp toprağa veriliyor.
Bu meseleden çıkan sonuç.
Bir insan, sevdiği birinin eline kıymık batsa içi yanar.
Onun ölüsünün kesilmesine de asla izin vermez.
Bunun adı ruhların buluşmasıdır.
Bunun adı sevgidir.
* * *
Bende gözlerin kaldı
Bir sevdanın izleri
İçimde uzun geceler
Yaktım bütün denizleri
Öyle bir ayrıldık ki
Kitaplara sığmadı
Saplandın gözlerime
Artık güneş doğmadı
Senden sonra sevemedim
Resimlerin tanığım
Yüreğim kum sıcağı
Hala sana yanığım
Hakkı YALÇIN
* * *
MUTLULUK TAKVİMİ
26 Mayıs 2011
Bilgi sahibi olmadan fikir yürütme.
Diş fırçanı yenile.* * *
İnsanlığın yaradılışında bu kadar yağcılık, onursuzluk ve paraya sırnaşmak yoktu.
* * *
Devlet adamı duruşu
* * *
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün devlet adamı duruşu her zaman dışa vuruyor.
Kaset iddialarına gösterdiği tepki gibi. "Bu tip şantajlar hem çirkin, hem tehlikeli. Bugün buna olur, yarın başkasına olur. Savcılar ve yargıyla ilgili kurumların, olayı titizlikle takip etmesi ve bu tip işleri organize edenleri ortaya çıkarması gerekir." Bu açıklamanın devletin her kesiminden gelmesi gerekirdi.
* * *
Bir şeyi ezberlemek bilmek sayılmaz.