Uyuşturucu insanların beynini nemli tuzluk gibi tıkar.
Uyuşturucu çakalları insanların ömrünü yakar da sadece aldığı paraya bakar.
Genç yaşında ölen insanların hüzünlü hikayesidir bu. Film bir mahalle ortasında başlar; "pardon bir nefeslik ölüm ödünç alabilir miyim?" Başladığı gibi biter.
***
2 yıl önce kızını uyuşturucuya alıştıran kansızlarla televizyonda yüzleşen bir annenin dramını izlemiştim.
Yorumum netti; "o annenin kalbine ha kezzap dökmüşsün ha kızını uyuşturucuya alıştırmışsın!" Çocuklar uyuşturucu piyasasını yöneten ve onların satışına yol verenler çakalların göz hizasında.
Uyuşturucu o çocuklara sokaklarda yatak seriyor, düşen bir daha ayağa kalkamıyor.
***
Bundan birkaç yıl önce Kayseri'de 25 yaşındaki uyuşturucu müptelası genç, para alamayınca 56 yaşındaki annesini defalarca bıçak darbesiyle öldürmüştü.
Üstelik "daha ölmeyecek misin, kaç tane canın var?" haykırışlarıyla.
Cinayetten sonra polisler sormuştu, "anneni neden öldürdün?" Cevap; "bilmiyorum." İnsanların annelerine olan sevgilerini bile beyninden söküp çıkaran virüstür uyuşturucu.
***
Yeşilçam artistlerinin birçoğu uyuşturucuya kurban gitti. Şöhretin ve dengesizliğin getirdiği bedeli genç yaşlarında berbat biçimde ödediler.
Onların yürek yakan hikayelerini dinleyince insan kahroluyor.
Hem gençliğin hem de çevrelerine bir ajan gibi sokulmuş çakalların etkisinde kalmışlar.
Uyuşturucu o zamanlardan beri piyasaya hükmediyor ve insanlar hala katlediliyor.
Uyuşturucu çakalları da her yıl ciplerini değiştiriyor, görkemli villalardan büyük bir gururla haykırıyorlar. "Bunların hem kanını emiyor hem paralarını yiyoruz!"
***
Uyuşturucu; şerefsiz kazançla caka satanların tekelindedir ve her şey parmaklarının ucunda!Kim bilir kaç insan onların avucunda ömürlerini bir nefese takas ediyor.
Ne acıdır ki herkes bu filmi seyrediyor, bir televizyon dizisi izler gibi.
***
Her gün ekranlarda hokkabazlık yapanlar, biraz da insancıl konulara göz atsa. Her şeyin bilgisayar hesabını yapanlar bunun da hesabını yapsa.
Metrekareye uyuşturucu kullanan kaç çocuk düşüyor ve kaç çocuk bu çukura düşüyor?
***
Gençlerin geleceğine azar azar bir mezar kazılırken bunları boşuna yazıyoruz.
Ahlak bekçilerinin oluşturduğu yapay gündemlerle cahillerin gözleri boyanırken sadece kendimize kızıyoruz!
"İsyan israfımız için!"
Hikayenin sonunu
Hiç düşünmeden sevdim
Hüküm sürdüğüm kadar
Sende vazgeçilmezdim
Aşkın gözyaşlarını
Bir anda silmez zaman
Yaralı anılara
Elini sürmez zaman
Yazık ettiğin sevda
Bir gün kapını çalacak
Kalbinde pişmanlıkla
Gözlerine bakacak
İçin için yakacak
Birkaç özel dakika
Hakkı YALÇIN
MUTLULUK TAKVİMİ
Talih oyunlarına yem olma.
Mutfak hesabını iyi yönet.
Uyuşturucuyla aktif mücadele et.
Tilkiler hala karganın ağzındaki peyniri düşürme derdinde!
TOZPEMBE!
Renklerin de dili vardır bunu duvarlarını aşka boyayanlar duyar.
Dünya yaşlansa da renkler asla yaşlanmaz ve hiçbir renk aynaları kandıramaz.
Renklerin arkadaşlıkları da değerlidir, "hadi" derler, "renklerimizi birleştirelim." Yeni renkler böyle doğar, dünyanın kirine inat!
Ama her şeye "karamsar" bakmak renklerin hükmünü yok etmiştir, o yüzden "tozpembe" sözcüğü bile kullanılmaz olmuştur.