Kendisindeki iyi tarafları yok eder insan.
Yeri geldiğinde bir hayvandan daha saygıdeğer değildir insan.
Başkalarını kandırmanın kurnazlığıyla övünür de...
Aslında kendini kandırdığını bile düşünemez insan.
Zaman zaman birbirine kan verse de.
Kan uyuşmazlığına can veren canlıdır insan.
Dünyadaki gerçeklerden bihaber olsa da.
En yeni dedikoduları sektirmez insan.
İnsanlığı oldum olası dilinden düşürmez de...
Yükselen değerin alçaklık olmasında sakınca görmeyen varlıktır insan.
Domuz eti yemeği günah sayar da.
Yetimin öksüzün hakkını yemeyi hak sayar insan.
Geçmişi onarılmış biçimde yıkarken, geleceği kurduğunu zanneder de.
Saatlerini nereye kurduğunu bile düşünmez insan.
Kara vicdanında iftiranın gurur tablosunu doldurur da.
Yaşamla ölüm arasındaki seyahatin kirlerini boşaltamaz insan.
Kahraman ile soytarının buluştuğu yerde, gözü doymayan tek canlıdır insan.
Bir yüzyıl sonra, dünyanın kara parçalarında insan diye bir canlı bile bırakmayacak kadar insanlıktan çıkmıştır insan.
Sözde ölümü kapısından uzak tuttuğunu sanır.
Savaşlar, kanser, nükleer silahlar...
Ve ilahi adalet...
Bütün çirkinlikleri yüzsüzce dokutur da...
Vaktin dolduğunu anlamadan, kendi ölümüne rahmet okutur insan.
***
Karşılıklı saygıŞöhretli insanlar özel hayatlarına saygı istiyor.
Bu saygıyı göstermek, magazin basınının görevi.
Ama popülerlik iştahları kabardığı zaman, magazin basınını kullanan böyle tiplere, magazin basınının tavır koyması da başka bir saygı biçimi.
Magazin basını özel hayata elbette saygı göstersin.
Ama kendini kullandırtmayı da bıraksın.
Kendilerine asla saygı duymayan bu ikiyüzlü popülerlik meraklılarına!
***
Barışın hayaliyle gerçeği arasındaki "dil sorunu", yarın daha büyük sorunları beraberinde getirecektir.***
Mutluluk takvimi
Kopardığından daha çok çiçek ek.
Pişmanlığını silkele.
Hiç kimsenin seni üzmesine izin verme.
Parfümünü yenile.Buluttan zarflar içinde
Sevda mektupları vardı
Sarmaşık gülleri gibi
Herkes içinden ağlardı
Şarkılı balkonlarda
İnce saz geceleri
Gözlerimizde tüter
Eski yaz geceleri
Yıllar boyu saklanırdı
Ayrılığın son busesi
Denizlere atılırdı
İyiliğin hikayesi
Harcadık tüm sevgileri
Mazi kalbimizde yara
Sevda denen pembe vapur
Gitti de gelmez bir daha
Hakkı YALÇIN