Dükkan sahibi güldü.
"Memnuniyetle, yalnız gülüşünüzü tartmalıyım. Eski güzelliklere uygun bir hayal vermek için." Adam acı acı güldü, dükkan sahibi "pek umutlu bir gülüş değil" dedi. "Ama yine de size layık bir hayal verebilirim." Adam hayal satıyordu da kaç zamandır dükkanı kapalıydı.
***
***
Müşteri kapıyı çaldı, içeri girdi.Aydınlık bir Türkiye'de bayram sabahı.
Bir evin içindeydi. Lokumlar vardı masada. Güleç yüzlü bir dedenin elini öptü önce, sonra gözlüğü burnuna inmiş bir ninenin. Sonra annesinin, babasının. Harika bir sıcaklık vardı evin içinde. Bir saygı yumağının içindeydi çocuk. Elmaya kurt girmemiş daha.
Kimsede korkunun zerresi yok. Vicdan ve merhamet altın çağında. Yetim evlerine yemek hazırlayan anneler, bir yandan da kapıları çalacak bayram çocuklarını bekliyor. Gökyüzü gece yarısı lunapark olacak da Aydede salıncağını hazırlamaya başlamış bile. Çocuk mahalleyi dolaştı bütün komşuların elini öptü. Sonra bir gazozu bölüştü arkadaşıyla.
***
"Bizde para geçmiyor, o güzel yılları yeniden yaşamış olmak benim en büyük kazancım." Müşteri şaşkın ama mutlu bir yüzle dükkandan çıkarken, hayal satan adamın yüzünde güller açıyordu.
***
Yarın bayram. Gerçeklerin hayalleri yendiği bir dünya icat ettik. Vicdanlar körleşti. Yalan ve kötülük ülkenin temeline yerleşti. Yaşlı yürekler eski bayramların heyecanıyla çarparken, son kuşlar pencerelere çarpıyor. Oysa simsiyah bir cisim hızla yaklaşıyor dünyamıza. Bizleri bayramda bile birbirimizden uzak tutmak, sevgiyi ve saygıyı unutturmak için.***
Not: Bu dükkanı 25 yıl önce açmıştım da üstlerinde gönül verdikleri takım formalı çocuklarla dolup taşardı.
Sonrasında sosyal medya ve teknoloji çemberine dahil olan çocukların ilgisi azalınca kapattım. Bazen arife günlerinde kendim için açıyorum.
Yüzüne çocukluğunu saklamış bir kişi bile gelse bayram ediyor yüreğim.
26 MAYIS 2026
Yoksul çocuğa bayramlık al.
Yarın yeni renkler yarat.
Tatile özenme.
Çocuk gibi bakar Sevgiyle bana Bir akşam sofrası Senin gözlerin Giyinir kuşanır Gelirken bana Bayram sabahıdır Senin gözlerin Yolara dökülen Bir sevgi seli Yanıp da tutuşan Bir yangın yeri Hep içinde saklar Kelimeleri Sisli bir akşamdır Senin gözlerin
Hakkı YALÇIN
Şeref ve haysiyet her insana nasip olan bir şey değildir.
Yaşlandıkça!
Bizler yaşlandıkça kalplerimizi avucumuza alır tören adımlarıyla gelecek zamana yürürüz. Mazi; ceketimizi tutup çekiştirir "nereye?" Hiç düşünmeden "ölüme" deriz ama zamanın da cevabı hazırdır; "ben seni çocukken birkaç kere öldürdüm daha ne istiyorsun?" Ben de derim ki; "seninle öldüğüm yılları bugünkü hayata değişmem!" O yüzden bu bayramı da çocukluk mahallemde geçireceğim.