Dağlar patlıyor diye, insanların da patlayacağını düşünmek ne büyük gaflet.
Uyu yavrum ninni, uyutayım seni.
Dizilerle, naklen maç yayınlarıyla avutayım seni.
Kendi gerçeklerinden hızla uzaklaşan bir toplum, nereye gittiğinin farkında mı acaba?
Bir lunaparkta atlıkarıncaya binmiş, yolculuğa çıktığını sanıyor belki.
Dönüp duruyor, fırıldak bir demokrasinin içinde.
Herkesin sadece kendi hayatı var.
Başkalarının hayatı için kılını kıpırdatmanın alemi olmadığı da ortada.
Ama herkesin emin olması gereken bir gerçek var ki... Başkasının hayatına uzak duranlar, ölüme daha yakındır.
Çünkü yaşamak için, "birimizin hepimize ihtiyacı var!"
Bu topraklarda yaşamanın kaçınılmaz kaderidir. İnsanların iyi yaşaması için hiçbir şey yapılmaz, ama Amerikan politikası ne emrederse o yapılır.
Adına aydın denen adamlar, kalemini çıkarlarının getirisine göre kullanırken...
İnsanları harcamak için ne gerekiyorsa yapılır.
Bir zamanlar gerçek aydınlar vardı, halkı uyandırmak adına kendilerini yaktılar.
Halk onları yüzüstü bırakmasa, bugün dizüstü yaşamaya mecbur kalmazdı.
Onlar tırnaklarının kirlerini bile satmadılar, bırakın kalem satmayı.
Parayla pulla hiçbir zaman işleri olmadı.
Bağımsızlığın ve vicdanın tarafını tuttular, Amerika'nın değil.
Şimdiki aydınların temsil ettiği bir değer varsa eğer...
Ülkenin sırtına saplanmış hançerdir.
Sırt sırta vermeyen toplumlarda, hançerler genelde sırta saplanır!