CANLI YAYIN

Hamal!

Eklenme Tarihi 28 Ekim 2026

GENÇLİĞİMDE mahallede yaşayan bir adam vardı, hamallık yapar, taşı sıkıp suyunu çıkarırdı. Üzerinde yakası ters yüz edilmiş gömlek, ayakkabının altı delik. Cebinde metelik olmasa da kimsenin malına mülküne göz dikmezdi. Ne silah taşırdı ne yanında fedai! Ne yabancıyı dolandırırdı ne dostunu. Şerefiyle zengin, cebiyle yoksul yaşadı, çünkü onun için Allah'ın onurlu kulu olmak, şerefsiz paranın esiri olmaktan bin kere değerliydi. İnsanlar o yürekli hamalın karşısında saygıyla eğildi, korkuyla değil.


O hamallar kumrulardan önce uyandılar. Eski İstanbul hatırası fotoğraflarda alın terinin ve emeğin simgesi olarak kaldılar. Kimse onlar kadar paylaşmadı güneşi, kimse onlar gibi yemeğini bölüşmedi. Çoğu gurbet sürgünüydü. Elleri kalem tutmasa da dilleri kalem tutardı. Eminim ki hiçbiri pudra şekerli çileğin tadını bilmedi. Dilekleri yolda kaldı. En önemlisi de çocukları ve yakınları adına gözleri arkada kaldı.


Onlar yükünü ölünce boşalttı, zenginlerin çoğu da ceplerimizi. Sonraki zamanda hamallığın modası da geçti. Alın terine örnek gösterilen emekçi mesleğinin yerini oturduğu yerden kolay para kazanmanın hokkabazları aldı.

Fırsatçılığın kan emici şehvetiyle bir koyup bin alanlar moda oldu, ruhsatsız silahlar, sosyal medya mezbahaları, teknolojik şehvet itibar sebebi. Dürüstlük ve haysiyet bir daha asla paradan değerli olmadı.


İnsanların kazandığı parada gözümüz yoktur ama nasıl kazanıldığı bilinmeyen ya da bu kadar para kazanmasına ihtimal verilmeyen adamlara hesap sorulmaması bizlere dokunur. Çünkü bütün kitaplarda "hırsızlık eşittir haram" diye okunur.


Yükü taşırken iki büklüm olan hamallar ömür boyu dimdik yaşadılar. Oysa gözü doymaz ihtirasın adamları paranın kokusunu şerefini bile sattılar. Şimdi yere düşen insanı kaldırmak için kollar geri çekilirken, parayı görünce sallanan kuyrukları izliyoruz.

İnsanlık onurunun taşınması gereken en ağır yük olduğunu hatırlatmak gerekiyor ama o yükü herkes taşıyamaz. Gerçek anlamda haysiyet hamalı olmak gerekiyor.


Teknolojik çağda hamalları hatırlatmak belki de enayi masalıdır. Olsun. Hamalların üç kuruş kazanmak için üç gün üzerinden çıkarmadıkları terli gömlekleri, haram kazancın her sabah yenilediği marka gömleklere değişmem.

Çünkü kir gömlekte değil yürekte birikir. O kiri temizlemek için önce vicdan sonra da şerefli ve temiz ellere sahip olmak gerekir.

Mutluluk Takvimi


Eski albümleri açıp bak.

Karşına çıkana Sadaka ver.

Çocuklar için bir şeyler yap.


Başka tene bulaşmış

Kirli sabahların var

Senin boyunu aşmış

Büyük günahların var

Bir leke gibi kalsın

Alnında ihanetin

Mahşere dek sürecek

Bendeki bu nefretin

Koptuğu yerde bırak

Bu masal böyle bitsin

Bir zaman her şeyimdin

Artık hiçbir şeyimsin

Hakkı YALÇIN


Ne yazık ki 'elime düştün' duygusu el uzatmaktan değerli hale geldi.


Ütopya!


Hayatı yaşanılır kılmak için bütün şartlar dünyanın doğasında vardı. Teknolojiyle tüm yolları kapattılar, yeni bir pazar yarattılar. İnsanları sorgusuz sualsiz katlettiler, bebeklerin üzerine bombalar attılar.


Gençliğimizde silahsız ve sınırsız bir yaşam biçimini düşlemiştik de bizimki çaresiz bir ütopyaydı, ya da sadece bir rüya. Uyandığımız zaman iş işten geçmiş, USA patentli sapkınlar dünyayı ele geçirmişti.