Hüseyin Göçek...
O hakem, Beşiktaşlı futbolculara gösterdiği sarı kartlarla, Fenerbahçeli futbolculara göstermediği kartlar arasında korkaklık açığı verdi.
Buna karşılık, Beşiktaş'ın net penaltısını vermedi.
Lugano'nun topa eliyle yaptığı müdahalenin adı, dünyanın her yerinde penaltıdır.
Bilica... Gizlenmesi gereken ama herkesin bildiği sır.
Yaptırdığı penaltıdan sonra, penaltı noktasını kullanılamaz hale getiren bir toprak katiline hakem denir mi? Ben demem.
İçinden şampiyonluk düşleri geçen bir maçın, futbol olarak kıyısından bile geçilmediği bir maçtan, Fenerbahçe kazançlı çıktı.
Beşiktaş'ın savunma ağırlıklı kadrosu, daha 2. dakikada "error" verdi. Alex topla o kadar rahat buluştu ve o kadar rahat vurdu ki.
Savunma seyretti.
Bu gole "erken ölüm" dedim.
Çünkü iki takım arasında dengeyi bozan faktörler çoktu.
Erken gelen gol bu dengeyi tümüyle, Beşiktaş aleyhine bozdu.
Beşiktaş'ın savunması savunmasızlıktı zaten.
Fenerbahçe'nin ağır aksak bindirmelerinde bile açık verdiler. İki kanadı kırık Kartal, göbeğine de davetiye bastırmıştı sanki.
Fenerbahçe'nin oyunu kontrol altına alması için, özel bir çaba göstermesine gerek olmadığını gördük. Ama onlar da senkronu tutturamadı.
Sadece arzulu olmaları yetti.
Aslında futbol olarak bakarsak, ne ezeli rekabetin heyecanından, ne futbol kalitesinden söz edebiliriz. İlk yarının en ilginç pozisyonu.
40. dakikada yaşandı.
Alex'in pozisyona kalite katma düşüncesi, olası bir golün harcanma sebebi oldu.
İkinci yarıda, Beşiktaş'ın bir anlık kıpırdanışı, Fenerbahçe'yi ele vermeye yetti. Özellikle de Bilica adlı pozisyon çuvalını.
Volkan'ın kurtardığı penaltı, çok şeyin bedelidir.
Bu sonuçla..
Fenerbahçe için ufukta liderlik görünüyor.
Beşiktaş için kocaman bir nokta.