O stattan 11 kişilik Fenerbahçe'den gol yemeyen 9 kişilik Hatayspor geçti.
Gerçek cümleler dillerde pas tuttuysa, "Fenerbahçe'nin yenilmesi için 10 kişi kalmasına gerek yoktu, Serdar Aziz yetti!" diyebilirim.
Ama bu cümleyi kurarken Giresunspor'un emeklerinin güme gitmesine izin veremem.
Futbolun yalın bir anlayış gerektirdiğini yedirdiği ikinci golde göremeyen Serdar Aziz'in, maçın son dakikalarında ensesine kurşun yemiş gibi "üstlendiği" biçare role baktım da Fenerbahçe'de hangi yönetici o pozisyona sportmenlik gözüyle baktı acaba?
Bugüne kadar o gözle bakmadıklarını bildiğim için sordum.
***
Başakşehir karşısında izlediğimiz Galatasaray'ın yolu su gibi açık.
Okan Buruk'un devrilmesini hayal edenlerin üzerine çift kilitli çelik kapı!
Başakşehir'in en kötü döneminde bile böyle bir girdaba sürüklendiğini hatırlamıyorsam, bu başarının aslan payı da Okan Buruk'a aittir.
Galatasaraylı İcardi'nin Kerem Aktürkoğlu'na attırdığı gole gelince.
Paylaşılan duyguların futbolda anlam bulmasının belgesidir bu gol.
Kendine güvenle takipçilik arasındaki bağların nasıl sanata dönüştüğünün de resmi.
***
Terör sadece İstiklal Caddesi'ne bomba koymaz, yüreklere de fitil döşer.
O yüzden saha içindeki yüreksiz sahnelerin de teröre yataklık olduğunu işaret etmekle yükümlüyüz.
Terör postacıları; kapıları en çok ligin ikinci yarısında çalar. Bombalı paketlere ihtiyaçları da yoktur da kaybederken kendini de kaybeden yöneticiler bu ülkede haddinden çoktur.