Ama dilinizden çıkanları, kulağınızdan önce başkaları duyar. Çünkü yerin de kulağı vardır.
Eşyaların da... Çeteler kurulur, şebekeler.
Yala yala bitmez, bir ahlaksızlık şekeri...
Toptan satışları da vardır, perakende olarak da çalışırlar.
Karısını bile dinleten müşteriye, velinimet muamelesi.
Onların olsun bu yollar, bu demokrasi, bu hukuk.
Onların olsun telefon dinleme istasyonları.
Eşkıyalarımızı bizlere geri versinler.
Bakarsınız ki, devamlı meşgul çalar adalet.
Birileri, birilerinin özel hayatını çalar.
En güvenilir kurumların içinde bile kök salmışlardır.
Eee, ekinler başak verdi, boy verdi.
Birileri oy verdi bu düzene, birileri koyverdi.
Onların olsun rüşvet, ganimet.
Onların olsun mal mülk, ballı kaymaklı yaşam.
Eşkıyalarımızı bizlere geri versinler.
O eşkıyalar ki...
Onlara Koçero derlerdi. Hamido...
Dağlarda yaşarlardı da, aslında halkın gönlünde yaşarlardı.
Bir atın üzerinde nasıl giderse masal kahramanları, onlar da öyle giderdi.
O eşkıyalar ki, namerdin, soysuzun üzerine giderdi, köylünün, garibanın değil.
Ne yerin kulağını tanırlardı, ne kalleşliği,.
Her şeyleri mertçe, apaçık.
Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz türküleri onlar için yazılmadı.
Politik eşkıyalar için yazıldı.
Köylünün yumurtasına bile göz diken haramiler için.
Yağmacılar için, yetimin öksüzün kanını emen politik tüccarlar için.
Sonunda böyle kalleş bir dünya yaratıldı.
Onların olsun yerin kulakları, arka sokaklar, şerefsiz kazançlar!
Onların olsun bu sahte demokrasi.
Eşkıyalarımızı bizlere geri versinler.